Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’nde önceki gün Rusya-Çin İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Antlaşması’nın 25. yıl dönümü dolayısıyla seminer düzenlendi. Seminere Rusya, Çin, Belarus ve Mısır Büyükelçilerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek etkinliğin baş konuğuydu.
Etkinlikte Rusya-Çin ilişkilerinin yanı sıra Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı önerisi de öne çıktı.
‘ORTAK YAKLAŞIMLARA SAHİBİZ’

Seminerin açılışında Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin, iki ülkenin Avrasya’da eşit ve bölünmez bir güvenlik cephesi kurulması, bölgesel sorunların dış müdahale olmadan bölge ülkeleri tarafından çözülmesi ve Türkiye gibi orta güçlerin artan rolü konularında ortak yaklaşımlara sahip olduğunu belirtti. “Günümüzde ortak Avrasya kıtamızda istikrarı sağlamaya odaklı yeni birçok kutuplu dünya düzeni inşa ediyoruz.” diyen Verşinin, Rusya ve Çin’in Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS, G20 ve Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’ndeki (ASEAN) işbirliğinin küresel boyutta önem arz ettiğini dile getirdi.
Çin Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin de Rusya-Çin ilişkilerinin uluslararası sisteme istikrar kazandırdığını söyledi. Türkiye’yi “yükselen bir güç” olarak tanımlayan Jiang, Çin, Rusya ve Türkiye’nin millî kalkınma, eşit ve düzenli çok kutuplu dünya, korumacılığa ve güçlü devletlerin zayıf ülkelere baskı uygulamasına karşı çıkma konularında ortak hedeflere sahip olduğunu vurguladı.
Rusya-Çin komşuluğunun ve stratejik ortaklığının ele alındığı toplantıda, çok kutuplu dünya düzeninde ortaya çıkan yeni işbirliği modelleri ile Türkiye’nin dış politika seçenekleri de tartışıldı.
Rus ve Çinli konuşmacılar enerji, lojistik, ulaştırma ve kalkınma alanlarındaki işbirliği olanaklarına dikkat çekerken, Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Türkiye’nin NATO üyeliğinin dış politikadaki belirleyici konumunu koruduğunu savundu.
‘ORTAK DÜŞMANI TANIMAZSAK KAYBEDERİZ’
Sunumların ardından söz alan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek da Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı önerisini gündeme getirdi. Perinçek toplantı sonrasında dört ülkenin ortak tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu belirterek ekonomik işbirliğinin ötesinde stratejik bir birlikteliğe ihtiyaç olduğunu söyledi. Perinçek’in açıklamasıyla birlikte toplantıda, Türkiye’nin Rusya ve Çin ile yalnızca ekonomik ilişkiler geliştirmesi değil, İran’ın da yer aldığı ortak bir güvenlik ve kalkınma cephesi oluşturması seçeneği gündeme geldi. Toplantının ardından büyükelçiler ve diğer konuşmacılarla bir araya gelen Perinçek, Türkiye, Rusya, Çin ve İran’ın ortak tehditlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Perinçek şu ifadeleri kullandı:
“Dört ülke olarak ortak düşmanımız var. Eğer bu ortak düşmanımızı tanımazsak kaybederiz. Bu dört ülkenin işbirliğinin ötesinde bir birlikteliğe ihtiyacı var. TRÇİ hem ihtiyaç hem de zorunluluktur.”
İKİ STRATEJİ KARŞI KARŞIYA
Seminerdeki tartışmalarda Türkiye’nin önündeki iki farklı dış politika anlayışı karşı karşıya geldi.
İlk yaklaşım, Türkiye’nin NATO üyeliğini dış politikanın temel unsuru olarak kabul ederken, Rusya ve Çin ile ilişkilerin ekonomik çeşitlendirme ve denge sağlama amacıyla geliştirilmesini savundu.
İkinci yaklaşım ise NATO merkezli güvenlik sisteminin Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tehditlere yanıt vermediğini, Türkiye’nin güvenliğinin Rusya, Çin ve İran ile kurulacak stratejik birliktelikle sağlanabileceğini ortaya koydu.
Doğu Perinçek’in “TRÇİ İttifakı mümkün mü?” sorusunun ardından toplantıdaki tartışmalar bu eksende yoğunlaştı.
Voitolovsky, diğer ülkelerle olduğu gibi Türkiye ile de ekonomi ve güvenlik alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Çinli konuşmacı Han Lu ise Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi temelinde komşularıyla ve Batı Asya ülkeleriyle kalkınma merkezli işbirliklerine öncelik verdiğini ifade etti.
RUSYA-ÇİN ORTAKLIĞI ÖRNEK GÖSTERİLDİ
Rus konuşmacı Prof. Dr. Fedor Voitolovsky çok kutuplu dünya düzeninde klasik ittifak modellerinin yanında daha esnek ve işlevsel işbirliği biçimlerinin geliştiğini belirtti.
Özellikle enerji ve lojistik alanlarında Rusya ile Çin arasında kurulan ortaklığa dikkat çeken konuşmacı, bu modelin sürdürülebilir olduğunu ve diğer ülkeler açısından da örnek oluşturabileceğini ifade etti.
Rusya ile Avrupa arasındaki gelecekteki ilişkiyi ise “rekabetçi birlikte varoluş” olarak tanımladı. Bu kavram, toplantıda katılımcıların üzerinde durduğu başlıklardan biri oldu.
Rus konuşmacı, Rusya ile Avrupa arasında geçmişteki ilişki biçiminin yeniden kurulmasının zor olduğunu, ancak karşılıklı çıkarların bulunduğu alanlarda işbirliğinin sürdürülebileceğini belirtti.
ÇİN’DEN ‘BİRLİKTE KALKINMA’ MESAJI

Çinli konuşmacı Han Lu da Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Küresel Medeniyet Girişimi’nin yalnızca Rusya ile ilişkiler açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Söz konusu girişimlerin Orta Asya ülkeleri ve Türkiye ile ilişkileri de derinleştirebilecek araçlar olduğunu belirten konuşmacı, Çin’in “barışçıl kalkınma” ve “ortak kader” anlayışlarına vurgu yaptı.
Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin “birlikte kalkınma” temelinde ilerleyebileceğini ifade eden Çinli konuşmacı, üretim, enerji, ulaştırma ve kalkınma projelerinde ortaklık kurulabileceğini dile getirdi.