Ana içeriğe geç

NATO 3.0: Emperyalistlere devasa kâr, işçiye daha fazla sefalet

Fabrikada bazı arkadaşlar, “Ülkeye sıcak para girecek, ASELSAN’a, TAİ’ye, ROKETSAN’a daha çok parça yapacağız, hayatımız güzelleşecek” diye umutlanıyor. Durum öyle olsaydı ne Apple Hindistan’da üretirdi ne de NATO üyesi ülkeler Türkiye’de.

NATO 3.0: Emperyalistlere devasa kâr, işçiye daha fazla sefalet
Evrensel
16

Askeri sanayi işçisi
Ankara/Kazan

Kazan’da savunma sanayisine üretim yapan bir fabrikada işçiyim. NATO’nun Ankara’daki zirvesinin üstünden bir haftadan biraz uzun bir süre geçti. Zirve gelene kadar her gün dillerde Trump, NATO kelimeleri dolanırken zirvenin geçmesiyle bu sözcükler buharlaşıp gitmeye başladı. Trump da NATO da zirvede yapılan planlar da yok olup gitmediğine göre önümüzdeki süreç biz işçilere ne getirecek?

Trump’a yaranmak için bir saatte yapılan yollar, devlet liderleri için kapanan yollar zirve öncesinde ve süresince işçilerin son derece tepkisini çekti. Bu tepkilerin altında bu hizmetlerin halk için değil, savaşların sorumluları, çocukların katili ve istismarcıları için yapılıyor olması yatıyordu elbette. Ancak bir kesim işçi de zirveyi olumlu değerlendiriyor, durumu “Reis devlet liderlerini ayağına getirdi” olarak görüyordu.

Trump’ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklaması, F-35’lerin verilmesini tekrar gündeme getirmesini bazı işçi arkadaşlar sevinerek karşılasa da bazıları da temkinli yaklaşıyor. 19 yaşındaki genç bir işçi arkadaş heyecanla “Abi, CAATSA yaptırımlarını kaldırmışlar” derken usta da ona şöyle karşılık veriyor: “Ney ki o, iyi bir şey mi yapmışlar yani?” Genç de bu sefer tereddütlü şekilde onu “Bilmiyorum ki iyi bir şeydir herhalde” diyerek yanıtlıyordu. Yani iktidar bir şeyler yapıyor ama ne için kim için?

Kimi arkadaşlar, yerli ve milli Togg’un parçaları dışarıdan olduğu gibi savunma sanayisi açısından da yüksek teknoloji üretim yapmadığımızın, dışa bağımlı olduğumuzun farkında. ABD’nin seri ürettiği F-35 gibi yüksek teknolojili savaş aygıtlarının yanında Kaan gibi daha düşük teknolojisini biz tek tek üretiyoruz o da onların müsaade ettiği ölçüde. Dünyadaki 1.27 trilyon dolar askeri sanayi hacminin ezici çoğunluğu ABD şirketlerindeyken ne ölçüde yerli ve milli, güçlü bir savunma sanayisine sahip olabileceğimiz de atılan adımların kimin için olduğu da ortada.

Savunma sanayisi forumunda yapılan toplamı 50 milyar doları bulan anlaşmalar o kadar duyulmazken, bir işçi arkadaşım “Şimdi ülkeye sıcak para girecek, Türkiye diğer ülkelerin üretimini yapacak. Sanayisi canlanacak. Biz ASELSAN’a, TAİ’ye, ROKETSAN’a daha çok parça yapacağız. Onlar da yurt dışına satacak. İktidar onun için yapıyor” diyor, yaşam standardının artacağı umuduyla. Durum böyle olacak olsaydı ne Apple Hindistan’da üretirdi ne de NATO üyesi ülkeler Türkiye’de.

2020’den 2025’e savunma sanayi ihracatı 2.2 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkarken; bu sektörde çalışan biz işçilerin alım gücünü ücret artışları telafi etmediği apaçık. Öyle ki şimdi temmuz ayında konuşulan ek zam oranı yüzde 10 dolaylarında. Ancak çoğu arkadaş yüzde 30’dan aşağı yapılacak zammın hiçbir işe yaramayacağını düşünüyor.

İşte NATO 3.0 meselesi de bizim açımızdan burada düğümleniyor. Saray iktidarı, uluslararası sermayeyle iş birliği içerisindeki yerli sermaye gruplarını ihya etmek için Türkiye’deki ucuz emek gücünü ön plana koyuyor. ABD’nin Çin ile olan yarışında külfet olmaya başlayan Avrupa’nın askeri harcamalarının artırılması ve ABD’nin yükünü hafifletilmesinin konuşulduğu zirvede Türkiye bu üretimden pay kapmaya çalışıyor.

Uluslararası tekellerin ve iş birlikçilerinin kesesine devasa kârlar koyacak hiçbir olayın da ülkeye güç katması beklenemez.

Buna karşı birlik olamaz, mücadele edemezsek emperyalist tekellerin kârı ve savaş hazırlıkları uğruna bedeli ödeyen biz işçiler olacak. Ortalama ücretler asgari ücrete iyice yaklaşacak, çıkacak savaşların faturasını biz ödeyeceğiz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler