Türk, "Suriye'de Geçiş Dönemi Adaleti ve Kayıp Kişiler" başlığı altında New York'taki BM Genel Merkezinde düzenlenen toplantıya video konferans yoluyla katıldı.
Suriye'nin tarihinin dönüm noktasında bulunduğunu aktaran Türk, Beşşar Esed rejiminin yıkılmasından sonra Suriyelilerin rahatladığını, ülkede adalet, hesap verebilirlik ve şeffaflık konusunda umut ve beklentilerin yüksek olduğunu söyledi.
Türk, "Geçmişin parçalanmış toplumsal sözleşmesinin devlet kurumlarına güven, geçmişle yüzleşme, iyileşme ve topluluklar arasında uyum yoluyla yeniden inşa edilmesi gerekiyor." dedi.
Geçişlerin kolay olmadığını, sabır ve azim gerektirdiğini belirten Türk, "Bugün, doğru yolu bulma fırsatımız var. Bunu yapmak için Suriye'nin geleceğine odaklanmalıyız ve insan hakları bunun temelidir." ifadelerini kullandı.
Türk, bazı bölgelerde yaşanan şiddet olayları ve de güneyde İsrail’in devam eden saldırıları nedeniyle ülkede güvenlik durumunun hala kırılgan olduğu uyarısında bulundu.
“KAYIP KİŞİLERİN AKIBETİ, SURİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN HAYATİ BİR KONUDUR”
Ülkedeki ekonomik zorluklara ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasındaki gecikmelere işaret eden Türk, özellikle ülke içinde yerinden edilmiş kişiler ve yurt dışından dönenler arasındaki gerilimi artırdığına dikkati çekti.
Türk, "Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 90'ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 12 milyona kadar Suriyelinin su ve sanitasyon hizmetlerine erişimi sınırlı." diye konuştu.
Zorluklara rağmen, Suriye hükümeti tarafından atılan barışçıl ve olumlu adımların cesaret verici olduğunu vurgulayan Türk, "Hükümet, kurumları reforme etmeye ve kayıp kişilerin akıbetini ele almak da dahil olmak üzere hesap verebilirliği sağlamaya başladı." değerlendirmesinde bulundu.
Türk, "Kayıp kişilerin akıbeti, Suriye'nin geleceği için hayati bir konudur. Gerçeğe ulaşma hakları, uzlaşma ve devlete olan güvenin inşası için elzemdir." diyerek, bu konuda uluslararası toplumun da tüm Suriyeliler için daha barışçıl ve kapsayıcı bir gelecek inşa etme sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.