Antalya Döşemealtı’nda, buğday hasadı sonrası boş kalan tarım arazileri, bu sene de binlerce el dokuma halının güneş altında olgunlaştığı devasa bir açık hava atölyesine dönüştü. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden toplanan tarihi ve kök boyalı halılar, Akdeniz güneşi altında doğal dezenfeksiyon sürecinden geçirilerek dünya pazarlarına ulaştırılıyor.

TARLADAN DÜNYAYA UZANIYOR
Kışın buğday üretilen Döşemealtı tarlaları, yazın tamamen el dokuması halıların sergi alanı oluyor. Kış ayı boyunca depolarda bekleyen halılar, üzerlerinde biriken mikroorganizmalar ve doğal kalıntılardan arındırılmak için yüksek sıcaklık altında günlerce bekletiliyor. Gece oluşan nem ve gündüzün yakıcı güneşi, halılardaki fazla boyaları sökerek, renklerin en doğal, yumuşak ve özgün pastel tonlara kavuşmasını sağlıyor.

Yarım asırdır halı ihracatıyla uğraşan Halil Börekçi, kullanılan halıların organik yünden dokunduğunu ve yapımlarında herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığını vurguladı. Kök boyama sürecinde tamamen sütleğen bitkisinin özü ve ceviz kabuğu gibi doğal malzemeler kullandıklarını söyleyen Börekçi, "Gecenin serinliği ve gündüzün sıcağı, halılardaki tüm zararlıları kimyasal kullanmadan yok ediyor. Bu doğal işlem halıya adeta yeniden hayat veriyor" ifadelerini kullandı.

5.000 DOLARLIK DEĞERE SAHİP
Geçmiş yıllarda 130.000 metrekare halı ihracatı yaparak Türkiye üçüncüsü olan ve sektörün nabzını tutan Börekçi, el dokuması nadir eserlerin yurt dışında yoğun ilgiyle karşılaştığını belirtti. Türkiye’deki evlerden toplanarak özenle restore edilen halılar, başta ABD ve Avrupa olmak üzere küresel pazarda büyük talep görüyor. Börekçi, koleksiyon değeri olan 50-300 yıllık antikaların yurt dışında 3.000 ile 5.000 dolar arasında alıcı bulduğu bilgisini de verdi.