Ana içeriğe geç

Futbol neşemiz çalınıyor

ABD’nin “düşman” saydığı ülke sporcu ve hakemlerine vize engeli skandallarıyla başlayan Kupa’nın başında bugün dişleri dökülmüş bir FIFA var. Üstelik Başkan Infantino, Trump’a “Futbol Barış Ödülü” verecek kadar alçalmakta bir sakınca görmüyor.

Futbol neşemiz çalınıyor
Evrensel
16

Futbolun ‘sadece futbol’ olmaktan çıkışı bu sene Dünya Kupası’nda artık daha görünür. ‘Futbol asla sadece futbol olmadığı’ gibi; artık açık bir endüstri ve ideolojik bir araç. Bu ise tribünleri doğrudan etkiliyor. Sahada kitlelere keyif veren dürüst ve rekabetçi, saha dışında ise dayanışmacı ortam kayboluyor. Hitler ve Franco sporun, özellikle de futbolun modern çağdaki etki gücünü ilk fark edenlerdendi. Bunu başından beri fark etmeyenler, ya da önemsemeyenler için şu sıralarda üç ülkede düzenleniyor gibi görünen, ancak açıkça ABD tarafından belirlenen kurallara göre yönetilen Dünya Kupası’ndan daha net bir kanıt olamaz. Yıllardır kendisini devletler üstü, özerk bir yapı olarak pazarlayan FIFA’nın açıkça ABD’nin aparatına indirgendiğinden şüphe eden herhalde kalmamıştır. İşgal edilmiş sahalarda top, paragöz tekeller için yuvarlanıyor.

FIFA nereden nereye?

1966’da İngiltere’de düzenlenen Dünya Kupası’nda oynamaya hak kazanan Kuzey Kore futbol takımı, ülke olarak İngiltere tarafından “tanınmadığı” için, İngiliz hükümetinin vize engeline takılmıştı. İngiltere’nin tanımadığı bir ülkenin bayrağı İngiliz stadyumlarında dalgalanamaz, milli marşı okunamazdı. Ancak kısa süre sonra tüm dünyayı saracak olan ’68 ruhunun dalga dalga yayıldığı bir dünyada FIFA Londra’ya dişlerini göstermekte gecikmedi: Eğer Kuzey Kore takımının tüm üyelerine derhal vize verilmezse, son gün dahi olsa turnuva başka ülkeye kaydırılacaktı. Kuyruğu kıstırılan “koca” İngiltere diz çöktü. Bu olay FIFA’nın kontrol altına alınması gerektiğinin başlangıcı sayılır.

Geldiğimiz noktada hedefe ulaşıldığını görüyoruz. ABD’nin “düşman” saydığı ülke sporcu ve hakemlerine vize engeli skandallarıyla başlayan Kupa’nın başında bugün dişleri dökülmüş bir FIFA var. Üstelik Başkan Infantino, kupayı rehin alan Trump’a “Futbol Barış Ödülü” verecek kadar alçalmakta bir sakınca görmüyor. Uygulanan yeni kuralların (ve kuralsızlıkların) yarattığı rahatsızlığın bedelini ne de olsa başkaları ödüyor. Basketboldan ilhamla, reklam gelirleri uğruna oyunun ritmini, futbolcuların, teknik direktörlerin ve izleyicilerin de sinirini bozan “su molası” belki de futbola yapılan en büyük ihanetken bunu sahada protesto eden tek bir kişiye rastlamadık. Yakında Amerikan futbolundan esinlenerek, orta sahaya kadar topu elle taşımak serbest dediklerinde, buna da koşulsuz uyarlarsa şaşırmam.

Alo FIFA

Bu turnuvada hakem kararlarının bazı takım ve oyuncuları kayırmak için “ayarlandığını” görmek için ise futbol dahisi olmaya gerek yok. Mesela “yanlış” alındığı düşünülen bir karar, Beyaz Saray’dan gelen bir “rica telefonu”yla ertelenebiliyor. Hele bir sporcu ya da teknik direktör Filistin lehine bir açıklama yaptıysa, o takımın (örneğin Mısır) en kısa sürede kupadan eleneceğinden emin olabilirsiniz. Kuzey Kore, Rusya ve İran için geçerli olan kurallar İsrail ve ABD’yi kapsamayabilir. Bunun adı artık serbest rekabet değil, danışıklı dövüş.

Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) izlediği yol da dünyadaki ile paralellik içinde. Hakemleri odaya kilitleyerek tehdit eden bir “kabadayı” tarafından yönetilen kurumun Dünya Kupası’ndaki performansı ortadayken sorumlu henüz bulunamadı. Bir de Dünya Kupası vesilesiyle ertelenen, bu zaman zarfında da üstü örtülmeye çalışılan “bahis skandalı” var ki, normal şartlarda temizlenene kadar liglerin süresiz iptal edilmesini gerektirir. Ama yeşil sahalarımızda her şey süt liman.

Başka bir futbolun hafızası

Futbol dünyada, açık ara, en çok izleyicisi olan, küresel bir sportif/kültürel aktivite. Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri dünyadaki imajlarını “parlatmak” için futbola milyarlar yatırıyor. Çin, şimdilerde her ne kadar geri adım atmış olsa da birkaç yıl önce bu pazara girmek için ciddi yatırımlar yapmıştı ve her an geri gelebilir. Hindistan da sayıları her yıl artan 300 milyon futbolseveri ile bu kafileye katıldığında, 8 milyar kişilik bir futbol “pazar”ından söz ediyor olacağız. Uluslararası tekeller ve emperyalistler için böyle bir alanı kendi dinamiklerine terk etmek, yapısı itibarıyla söz konusu olamaz. Ama kayıtsız kalıp, işçi mahallelerinde doğmuş bu sporu aç gözlü tekellere teslim etmek de tek yol değil. Şimdilerde, kulağa tatlı gelen tabirle “reklam pastası”ndan pay verilen futbol yıldızları gözümüze sokuluyor olabilir ancak tarihte bu “köleci” sisteme itiraz edenlerin sayısı hiç de az değildi. Türkiye’de Metin Kurt, dünyada ise Diego Armando Maradona bunların en bilinenleri olsa da Doktor Socrates, Paolo Sollier, Igor Protti, Christiano Lucarelli, Eric Cantona, Kemalettin Şentürk, Macarena Sanchez akla ilk gelen direnişçi kramponlar.

Bu sporcuların yanı sıra tüm “şeytanlaştırma” kampanyalarına karşı ezilenlerin sesini haykırmayı sürdüren Türkiye’de “Çarşı”, “Kara Kızıl”, İskoçya’da “Celtic Green Brigade” ya da Brezilya’da “Sao Paolo Torcida Independente” gibi taraftar grupları da, Passolig gibi sinsi yöntemlere rağmen, tribünleri paragöz tekellere terk etmemekte hâlâ kararlı görünüyorlar. Ancak ABD’deki turnuvada alt sınıftan insanları tribünlerden dışlamak için başka yöntemler de devreye sokuldu: Vize engeli ve fahiş bilet fiyatları. FIFA gibi yozlaşmış kurumların eliyle bu politikanın dünya genelinde yaygınlaştırılacağını düşünebiliriz. Futbol adım adım halkın elinden alınıyor.

Bu gelişmelerin kısa vadede tersine çevrilmesi mümkün görünmese de itiraz eden sporcuların, taraftarların, hatta kulüplerin sayısının artması için desteklenmeleri ve -en azından- seslerinin duyurulması gerekiyor. Kömür madeni galerilerinde doğmuş Zonguldakspor’un, Bursa’nın işçi semtinden çıkan Dinamo Mesken’in, demir yolu emekçilerinin kurduğu Adana Demirspor’un veya Kardemir işçilerinin takımı Karabükspor’un yerine Başakşehir gibi taraftarı bile olmayan proje takımlarının öne çıkarıldığı bir iklimde futbol oligarşi için zenginlik aracı işlevi görmeye devam edecektir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler