Kocaeli – Yazın kavurucu sıcağından herkesin şikayet ettiği bugünlerde, liman işçileri konteyner, beton ve makine sıcaklığı üçgeninde mekik dokuyor. Liman sahaları büyüdükçe işçilerin ekmeği küçülüyor. Kliması bozuk makinede çalışan işçiye amirinin, “Elini yüzünü yıkasın, devam etsin” demesi ise çalışma koşullarının adeta özeti. Yıllardır çalışmayan, tamir edilmeyen klimalar, aşırı sıcaklara rağmen değişmeyen çay ve yemek molaları, yarım saatlik yemek molasında yemekhaneye gidip gelmek için en az 1.5 kilometre yol yürünmesi… Safiport liman işçileri bunları ve daha fazlasını anlattı.
“İşçinin onuru, gururu çiğneniyor. Sanki biz baba değiliz, sanki biz evlat değiliz, sanki eş değiliz gibi işçiye kaba davranıyorlar. Bizim tek hakkımız var; o da çalışmak. Başka da hiçbir hakkımız yok. Limana gelmeden stres başlıyor. ‘Acaba bugün başımıza ne gelecek?’ kaygısıyla psikolojimiz bozuldu. Şikayetçi olmak, itiraz etmek; hedef olmak, fişlenmek anlamına geliyor. Sonra vay o işçinin haline… Gemi operasyonu bir an önce bitsin diye amir ve memurlar prim alıyor; ama bu durum biz işçiler için baskı, stres ve iş kazası demek.”
‘Yapay zeka gelsin bizim geçim derdimizi ölçsün’
Telsizlerden yapılan anonslarda kullanılan dilin işçiyi hor gören ve aşağılayan bir dil olduğunu söyleyen başka bir işçi ise “Biz yıllık zam alıyoruz. Yılın başında aldığımız zam her işçi için farklı ve çok düşük oldu. Bunun da yapay zeka destekli performans ölçümüne göre belirlendiğini biliyoruz. Gelsin o yapay zeka bizim evdeki, mahalledeki geçim derdini, psikolojik sorunlarımızı, çocuğumuza ‘hayır’ demenin yarattığı bunalımı ölçsün. Ölçemez. Yapay zeka kafayı yer. Bu durumdayız. Patron yıllardır banka promosyonlarımıza el koyuyor. Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda dokuz günlük resmi tatilde yaptığımız fazla mesailerin ücretlerine de çöktüler. Normal günlerdeki gibi çalıştık. Patronun arkası sağlam olacak ki yasa da dinlemiyor, kural da” diyor.
‘Başarı ve kâr onların; baskı, düşük ücret, stres bizim’
Evine gittiğinde çocuğunun herhangi bir isteğine ‘hayır’ demek istemediğini söyleyen bir başka liman işçisi de “Liman çok yoğun. Dar alanda, çok kısa sürede yapılması istenen ve ‘hep acil’ denilen işler nedeniyle işçiler kaza yapıyor. Her gün irili ufaklı kazalar oluyor. Üç tutanak tazminatsız işten atılmak demek. Kaza yaptın diyelim; teknik ekibin hazırladığı raporda hasar işçiye yıkılıyor. İşçi kabul ederse, ‘iyiliksever’ amirler hasarın bedelini ya tazminatından kesiyor ya da her ay maaşından 10, 15 ya da 25 bin lira gibi tutarlarla taksit taksit kesinti yapıyor. İşçi kabul etmezse de doğrudan kapı gösteriliyor. Başarı ve kâr onların; baskı, düşük ücret, stres ve hak kaybı bizim. İşçi bu halde nasıl mutlu ve huzurlu olsun? Kısacası, Hakan Safi için cennet olan liman, biz işçiler için cehenneme dönüşmüş durumda.”
Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir iş kazasını hatırlatan aynı işçi, “Kaza yapan arkadaşımız işten atıldı. Kaza masrafını tazminatından keserek kapıyı gösterdiler. Limanda işçinin hukuku budur. Sizlerin huzurunda tüm işçi arkadaşlarımız adına şu soruyu sormak istiyorum: Acaba daha ne yapsak da liman yönetimini ve her şeyden haberdar olan Hakan Safi’yi memnun ederiz?” diye soruyor.
‘İşçi dağınık olduğu için böyle at koşturuyorlar’
Resmi tatillerde yüzde 50 zamlı ödenmesi gereken fazla mesai ücretlerine el konulduğunu söyleyen bir başka işçi ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “Müdür geldi, bayramda ailemizi bırakıp işe geldiğimiz için ne kadar özverili ve fedakar olduğumuzu uzun uzun anlattı. Affedersiniz ama işçiye köpek muamelesi yapıyorsunuz. Biz işçiler bunun farkındayız. Ama birliğimiz yok. İşçi dağınık olduğu için böyle at koşturuyorlar.” Sözlerini şöyle tamamladı: “Geçen gün bir haberde Hakan Safi’nin ‘türkiye’nin gönlü zengin 50 patronu’ listesinde 10. sırada yer aldığını okudum. Bizim yaşadıklarımız ise ortada. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam ve çalışma koşulları istiyoruz. İşçisine adeta nefret edercesine yaklaşan, onu ezilmesi gereken bir böcek gibi gören, milyonlarca avro ödediği bir futbolcunun formasından bile daha değersiz sayan bir anlayışın vicdanı hiç mi sorgulanmaz? Gerçeği gelin Safiport işçisine sorun; size Hakan Safi’nin kim olduğunu onlar anlatsın.”