Önceki akşam Ulusal Kanal’da gazeteci Deniz Doğan’la konuyu masaya yatıran Ulusal Kanal Ege Bölge Temsilcisi Muhammed Çopur, yaklaşık altı aydır sürdürdükleri dosya çalışmasının ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı.
Devletin yetkili kurumlarının konuyla ilgili iddiaların üzerine gitmesini isteyen Muhammed Çopur, iddiaları gündeme getirdikten sonra gözaltına alınmasına ilişkin şunları söyledi:
“Bir gazetecinin haberleri üzerine şikâyet mekanizmaları hızla işletilirken; doktorların, hemşirelerin, memurların ve işçilerin yıllardır dile getirdiği tehdit, baskı, kamu zararı, veri güvenliği ve liyakat iddiaları da aynı devlet ciddiyetiyle araştırılacak mı?
‘EKONOMİK BEKLENTİNİZ NEDİR?’ DİYE SORDULAR
Çopur, İzmir sağlık bürokrasisine ilişkin iddiaları gündeme getirdikten sonra bazı şahıslar üzerinden rüşvet teklifi aldığını, “ekonomik beklentisinin ve maddi talebinin bulunup bulunmadığının” sorulduğunu açıkladı. Bu girişimlere net tavır aldığını belirten Çopur şöyle devam etti:
“Bizim maddi ve manevi en büyük talebimiz, ortada bir suç veya yanlış varsa bunun ortaya çıkarılmasıdır.”
Çopur, rüşvete karşılık vermemesinin ardından bu defa tehdit içerikli görüşmelerin başladığını kaydetti.
‘ŞABAN KOÇOĞLU’ ADINA GELEN TELEFON
Programda konuşulan en önemli noktalardan biri, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Personel Hizmetleri Başkanı Şaban Koçoğlu’nun adı kullanılarak yapılan telefon görüşmesi oldu.
Çopur, 15 Temmuz 2026 saat 17.28’de Ahmet Gültekin isimli bir şahsın, sonu 23 ile biten bir numaradan WhatsApp üzerinden kendisini arayarak Şaban Koçoğlu’nun “partilileri” olduğunu söylediğini ve haberlerin durdurulması yönünde tehditte bulunduğunu anlattı.
Arayan kişinin kendisini Ülkü Ocakları İzmir İl Başkan Yardımcısı olarak tanıttığını ve Ülkü Ocakları İzmir İl Başkanı Burak Kılıç’ın selamıyla aradığını söylediğini aktaran Çopur, MHP’yi ve Ülkü Ocakları’nı kurumsal olarak suçlamadığını özellikle vurguladı ve şunları söyledi:
“Ne Milliyetçi Hareket Partisi’ni ne de Ülkü Ocakları’nı zan altında bırakıyorum. Böyle bir konuda bilgilerinin ve ilgilerinin olduğunu da düşünmüyorum. MHP ve Ülkü Ocakları’nın ülkemizde yapmış olduğu milli ve manevi çalışmalar herkesin takdirini kazanmıştır. Kanaatim odur ki; arayan/aratan kişiler bu kurumsal yapıların ismini kullanıyor ve kirletmek için yapıyor. Bu isimler ve ilişkileri araştırılmalıdır.”
Çopur, görüşmelere ilişkin telefon kayıtları, ekran görüntüleri, numaralar ve ses kayıtlarının savcılığa teslim edildiğini açıkladı.
SAVCILIĞA HTS VE İLİŞKİ AĞI ÇAĞRISI
Çopur programda ayrıca şu soruları da sordu:
- Şaban Koçoğlu ile aramayı gerçekleştirdiği ileri sürülen kişiler arasında telefon veya yüz yüze iletişim var mıydı?
- Aracılar, haberlerde adı geçen diğer yöneticilerle irtibat kurdu mu?
- Aramaların öncesinde ve sonrasında Şaban Koçoğlu, Burak Kılıç, Ahmet Gültekin’in HTS, baz ve görüşme kayıtları nasıl bir ilişki ağı ortaya koyuyor?
- Siyasi parti ve teşkilat yöneticilerinin isimleri gerçekten bilgileri dâhilinde mi kullanıldı?
Programda bu soruların cevaplarının gazeteciler tarafından değil, ancak etkin bir savcılık soruşturmasıyla ve teknik incelemeyle ortaya çıkarılabileceği vurgulandı.