Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce Ankara'daki bir otelde, 81 il başsavcısı ve adalet komisyonu başkanlarının katılımıyla "Adli Yargı Değerlendirme Toplantısı" düzenlendi.
Toplantıda konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Siyasi saiklerle, kişisel hesaplarla ve kamuoyu baskısı oluşturarak yargı organlarını yıpratmaya yönelik girişimlerde bulunmak yargı mensuplarımıza değil, doğrudan hukuk devletine zarar vermektedir. Adalete olan toplumsal güveni zedelemeyi, yargının tarafsızlığına gölge düşürmeyi, hakimlerimiz ile savcılarımız üzerinde baskı oluşturmayı amaçlayan hiçbir yaklaşımın sonuç vermesine izin vermeyeceğiz" dedi.
"HİÇBİR DOSYAYI KARANLIĞA TERK ETMEYECEĞİZ"
Suç türleri ve suç örgütlerinin yöntemlerinin hızla değiştiğine değinen Gürlek, dijital araçların, finansal sistemlerin, kripto varlıkların ve sosyal medya platformlarının suç amacıyla kullanıldığı bir dönemde eski yöntemlerle mücadele etmenin yeterli olmadığına dikkati çekti.
Bu kapsamda Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yeni ve uzmanlaşmış daire başkanlıkları kurduklarını hatırlatan Gürlek, faili meçhul suçlardan terör suçlarına, narkotik ve ekonomik suçlardan terörizmin finansmanı ve suç gelirlerinin aklanmasına, dijital ortam güvenliğinden dezenformasyonla mücadeleye kadar pek çok alanda daha güçlü bir kurumsal yapı oluşturduklarına işaret etti.
Gürlek, yıllardır ailelerin yüreğinde bir yara olarak duran faili meçhul dosyalar konusunda güçlü bir irade ortaya koyduklarını belirterek, "Her dosyanın arkasında cevabını bekleyen bir aile, yarım kalan bir hayat ve tecelli etmeyi bekleyen bir adalet duygusu bulunmaktadır. Bugüne kadar 19 dosyada faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik işlemler tesis ettik" diye konuştu.
Çalışmaların titizlikle devam edeceğinin altını çizen Gürlek, "Adli bilimlerdeki gelişmeleri, yeni teknik imkanları, dijital verileri ve kurumlar arası koordinasyonu kullanarak geçmişte aydınlatılamayan dosyaları yeniden ele alıyoruz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin hiçbir dosyayı zamanın karanlığına terk etmeyecek, hiçbir mağdurun hakkını sahipsiz bırakmayacak ve faillerin adalet önüne çıkarılması için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"HİÇBİR PARALEL YAPILANMAYA İZİN VERİLMEYECEK"
Gürlek, milletin iradesine, devletin anayasal düzenine ve ülkenin bağımsızlığına kasteden FETÖ'yle mücadelenin kesintisiz devam edeceğini belirtti.
FETÖ'nün yalnızca bir terör örgütü değil, yıllarca devletin kurumlarına sızarak hukuku, eğitimi, güvenliği ve kamu düzenini kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışan bir ihanet şebekesi olduğunu dile getiren Gürlek, şunları kaydetti:
- FETÖ'nün güncel yapılanmasına, finans kaynaklarına, mahrem yapılanmasına, hücre evlerine, yurt dışı bağlantılarına karşı yürütülen soruşturmalarda rehavete yer verilmemelidir. Bu mücadelede her zaman kararlılığı ve hukuki titizliği birlikte korumalıyız. Suç ve suçsuzu birbirinden ayıran, somut delile dayanan ve adil yargılanma hakkını gözeten bir yaklaşım hukuk devletinin gereğidir. Delile dayalı, hukuk sınırları içinde yürüttüğümüz mücadeleyi devletimizin bütün kurumlarıyla koordinasyon halinde sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti, milletin iradesinin üzerinde hiçbir vesayete, hiçbir paralel yapılanmaya ve hiçbir terör örgütüne asla izin vermeyecektir.
"YARDIMLAŞMA DUYGUSU İSTİSMAR EDİLEMEZ"
Adalet Bakanı Gürlek, Ahbap Derneğine yönelik soruşturmaya ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Söz konusu soruşturmanın, devletin; vatandaşların iyi niyetine ve emanetine kararlılıkla sahip çıktığını gösterdiğini vurgulayan Gürlek, şöyle devam etti:
- Elbette afetlerde, krizlerde ve toplumsal dayanışmada ihtiyaç duyulan anlarda devletimizle omuz omuza çalışan, şeffaf ve hesap verebilir sivil toplum kuruluşlarımız en büyük zenginliklerimizdir. İyiliği çoğaltan, milletimizin yarasına merhem olan her girişimin yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz.
- Ancak sivil toplum hukuki denetimden kaçmanın, keyfiliğin veya milletin emanetini hesap vermeksizin yönetmenin kalkanı olamaz. Yardımlaşma duygusu istismar edilemez. Sivil toplum kuruluşları bakımından şeffaflık bir tercih veya lütuf değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur. Hukuk devletinde hiçbir makam, şöhret, ünvan veya sosyal medya nüfuzu kanunların ve bağımsız yargının üzerinde değildir. Bağış olarak toplanan her kuruşun nerede ve hangi amaçla kullanıldığının hesabı verilebilmelidir. Milletimizin güveniyle faaliyet gösteren hiçbir yapı, devletin denetiminden muaf olduğunu düşünemez.
Bakan Gürlek, Türk yargısının sosyal medyada oluşturulan suni gündemlere, etiket kampanyalarına veya algı operasyonlarına göre değil, somut delillere ve kanunlara göre hareket ettiğini vurguladı.
Hiç kimsenin peşinen suçlu ilan edilemeyeceğini, hiç kimsenin de dokunulmaz olmadığını kaydeden Gürlek, "Türk yargısı, bu süreci hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir titizlikle ve tüm sonuçlarıyla aydınlatacaktır. Vatandaşlarımız müsterih olsun. İyi niyetle, dişinden tırnağından artırarak yapılan hiçbir bağışın zayi edilmesine veya şahsi menfaatler uğruna kullanılmasına göz yumulmayacaktır. Milletimizin güvenini istismar eden her türlü eylemin karşısında olduk, hukuk içinde kararlılıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi.