Ana içeriğe geç

Devlet Bahçeli'den önemli açıklamalar: Türkiye, yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin gurup toplantısında açıklamalarda bulundu. Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ne ilişkin konuşan Bahçeli, "NATO yeni devrin şafağındadır. Türkiye yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri" dedi.

Devlet Bahçeli'den önemli açıklamalar: Türkiye, yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir
Haberet
16

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin gurup toplantısında açıklamalarda bulundu.

NATO Zirvesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan MHP Lideri, "Ankara küresel siyasetin rotasını çizdi. Ankara küresel güvenlik mimarisinin merkezi oldu. NATO Zirvesi alelade değildir. Türkiye, NATO'da tarihi birikimi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir. NATO yeni devrin şafağındadır. NATO Zirvesi'ni bir toplantı olarak değerlendirmek yanlıştır. Bugünün çok katmanlı güvenlik planlamaları yapılmıştır" dedi.

"TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRÜDÜR"

Bahçeli'nin konuşmasının satır başları şu şekilde;

Bazı şehirler vardır ki, el sahibi yaptıkları hadiseyle değil, hadisenin ruhuna kazandırdıkları mana ve tarihin akışına attıkları imzayla hüviyetlerini tasdik eder. İşte Ankara böyledir. Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin. Yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargâhı olan bu aziz şehir bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken, yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir.

"NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDADIR"

Ankara'da toplanan NATO Zirvesi'ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Türkiye, makroda yalnızca stratejik konumuyla değil, tarihî birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve millî kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi'nde bir kez daha tebarüz etmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. Bu devir yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamların büyütüldüğü bir devir değildir.

Bu devir, kâğıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir. Böylesi bir çağda güvenlik yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir. Bugün NATO'nun önündeki mevzu aslında budur. İttifak bu yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır? Külfet ve yük paylaşımını gerçek bir adalet zeminine oturtacak mıdır? Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir? Müttefikler arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi işte bu soruları NATO'nun önüne koymuştur.

"F-35 SÜRECİNİN YENİDEN ELE ALINMASI ÖNEMLİ"

Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi'nin başlıca ikazlarından biridir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir. Ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir. Zira Türkiye'nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak akıl kârı değildir.

"TRUMP'IN MUTABAKAT AÇIKLAMASI SORUNLUDUR"

İran'ın bombalanması barış ihtimaline güveni sarstı. Mutabakat 1 ay geçmeden etkisizleştirildi. ABD Başkanı'nın "Mutabakat benim için bitti" açıklaması sorunludur. Açıklamayı zirve sırasında yapması da düşündürücüdür. Mutabakat bir şahsın değil devlet taahhüdüdür.

Saldırılar durdurulmalı, barış kapısını yeniden kapatan gelişmelerin üstüne soğukkanlılıkla gidilmelidir. ABD askeri müdahelenin müzakere ile bağdaşmayan sonuçlarını görmeli, Hürmüz'deki geçişlerin yeniden emniyet içinde yapılması sağlanmalıdır. Türkiye barıştan yana tavizsiz tavrını kararlılıkla sürdürmeye devam etmelidir.

Hürmüz'ün anahtarı mutabakatın bozulduğu yerde aranmalı. Hürmüz dünya için stratejik geçittir.

"TÜRKİYE'NİN YERİ AVRUPA'NIN BEKLEME SALONU DEĞİLDİR"

AB Türkiye'yi bekleme odasında tutuyor. Türkiye'nin dışlandığı yıllar Avrupa'ya ne kazandırmıştır? Türkiye'nin AB ilişkileri saygı ve eşitlik temelinde ilerlemelidir. Türkiye yalnızca dürüst olunmasını istemektedir. Türkiye yalnızca çifte standartların son bulmasını istemektedir. Türkiye'nin yeri Avrupa'nın bekleme salonu değildir...

(Miçotakis'e tepki) Türkiye'nin egemenlik hakları herhangi bir siyasi şantajın konusu olmaz. Bu konuda tavrımızın değişmesi söz konusu dahi olamaz. Türkiye Avrupa için güvenli bir halattır. Türkiye'nin Avrupa güvenliği, istikrarı, enerji arzı bakımından vazgeçilmez bir stratejik gerçekliktir. Bu gerçekliği görenler kazanacaktır.

"TÜRK MİLLETİ 15 TEMMUZ'DA TARİH YAZDI"

Aradan geçen yılların ardından görüyoruz ki 15 Temmuz yalnızca bir darbe teşebbüsünün adı değildir, 15 Temmuz tarih boyunca verilen bağımsızlık mücadelesinin son halkasından biridir. Çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür. 15 Temmuz milli mücadele ile dize getiremediklerini içerden çözme girişimidir. İhanetin yönetm değiştirmesi sona erdiği anlamına gelmez. Bu millet esir yaşamaz, devletini teslim etmez. Türk Milleti 15 Temmuz'da tarih yazdı. Devletin bekası biyük bir emanettir. Türkiye'nin bekası siyasi hesapların üzerindedir. Başka Türkiye yoktur.

Ayrıntılar geliyor...

Kaynağa Git

İlgili Haberler