Ana içeriğe geç

ABD ve İran Hürmüz'den sonra Kızıldeniz için masada! Trump'ın elinde iki seçenek var

ABD basınına göre Washington, Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların sona ermesini isterken, Tahran ise buna karşılık petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesini ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini talep ediyor.

ABD ve İran Hürmüz'den sonra Kızıldeniz için masada! Trump'ın elinde iki seçenek var
Türkiye Gazetesi
16

ABD basınına göre Washington, Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların sona ermesini isterken, Tahran ise buna karşılık petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesini ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini talep ediyor.

ABD ile iRAN arasında perde arkasında yürütülen dolaylı temasların kapsamı, Hürmüz Boğazı’nın ardından Kızıldeniz ve Bab-el-Mandep Boğazı’nı da kapsayacak şekilde genişletildi.

Müzakerelere yakın kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, iki ülke arasında yürütülen örtülü temaslarda Hürmüz ve Kızıldeniz’deki gemi saldırılarının derhal durdurulması hedefleniyor.

Washington yönetimi, bölgedeki ablukanın ve deniz güvenliğini tehdit eden saldırıların sona ermesini ana şart olarak masada tutuyor.

ABD basınına göre Tahran yönetimi de söz konusu adımlara karşılık, petrol satışlarına izin verilmesi ve yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini talep ediyor.

UMMAN’DAN HÜRMÜZ İÇİN MALAKKA MODELİ ÖNERİSİ

Masadaki diplomatik seçenekleri çeşitlendiren bir diğer kritik hamle ise Umman’dan geldi. Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin de desteğini alan Umman, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi için Malakka Boğazı örneğini temel alan ortak bir bölgesel mekanizma önerdi.

Plana göre boğaz tek bir ülkenin kontrolüne bırakılmayacak; oluşturulacak üç ayrı geçiş rotası üzerinden deniz trafiği yönetilecek. Kullanıcıların seyrüsefer, çevre koruma ve güvenlik hizmetleri için "gönüllü hizmet bedeli" ödemesini öngören bu teklif, boğaz üzerindeki egemenlik tartışmalarını aşmayı hedefliyor.

Beyaz Saray'a göre diplomatik kanalların açık kalması olumlu bir işaret olarak değerlendirilse de sürecin hızlı bir nihai çözüme ulaşması zor görünüyor. Husilerin ablukası nedeniyle Babülmendep'teki seyrüsefer trafiğinde yaşanan sert düşüş ve Suudi Arabistan-Pakistan savunma paktının getirdiği yükümlülükler krizin askeri boyutunu canlı tutuyor.

İsrail’in ABD-İran mutabakat çerçevesi dışındaki askeri operasyonları ve Haziran ayındaki anlaşmanın çökmesine neden olan "su yolu kontrolü" konusundaki tanım uyuşmazlıkları, diplomasinin önündeki en büyük engel olarak duruyor.

PİYASALARDA SON DURUM

ABD ile İran arasında görüşmelerin başladığı yönündeki haberlerin etkisiyle küresel petrol fiyatlarında keskin bir düşüş yaşandı. Brent petrolün varil fiyatı gün içinde %8,7’ye varan sert kayıplarla 85 doların altına gerilerken, ABD tipi ham petrol (WTI) 80 dolar sınırına çekildi. Piyasa uzmanları, Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinin henüz tamamen normale dönmemesi ve muhtemel bir anlaşmanın kırılganlığı nedeniyle risk priminin bir süre daha yüksek kalacağını belirtiyor.

Tahran'ın merkezindeki Cumhuri ve Veliasr caddelerinin kesişimine, ABD Başkanı Donald Trump'ı hedef alan ve boğazına sarılmış ellerin resmedildiği dev bir afiş asıldı. Afişte, "Dena gemisinin mazlum şehitleri, rehberimizin kanının intikamı ve Minab çocukları için intikam kaçınılmaz" ifadelerine yer verildi.

Öte yandan Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abbudi, Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik son İHA ve füze saldırılarının Irak'ta konuşlu Ukrayna bağlantılı hücreler tarafından düzenlendiğini ileri sürdü. Bağdat yönetimi operasyonlarda çok sayıda kişinin tutuklandığını duyururken, Suudi Arabistan petrol tesislerini hedef alan bu saldırıların hava savunma sistemlerince engellendiğini açıkladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler