İngiliz Telegraph gazetesi, Washington’un Şam’a yönelik yeni yaklaşımının merkezinde enerji koridorları ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini kırma hedefinin bulunduğunu yazdı.
Gazeteye göre ABD yönetimi, Suriye’yi yalnızca yeniden yapılanma ve yatırım alanı olarak görmüyor. Washington, Körfez petrolü ve doğal gazını Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştıracak yeni bir güzergâh üzerinde duruyor. Böylece enerji sevkiyatında Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.
Trump, Şara ile görüşmesinin ardından Suriye’nin ABD’nin “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkarılacağını açıkladı. Bu karar, geçen yıl yaptırımların kaldırılmasıyla başlayan sürecin yeni aşaması oldu. ABD yönetimi aynı zamanda Amerikan şirketlerini Suriye’nin petrol, doğal gaz, elektrik ve bankacılık sektörlerine yatırım yapmaya çağırdı.
HÜRMÜZ’E KARŞI SURİYE KORİDORU
Telegraph’ın analizinde Suriye’nin coğrafi konumu Washington’un yeni hesabının temel unsuru olarak gösterildi. Ülkenin Akdeniz kıyısında uzun bir sahil şeridine sahip olması ve petrol zengini Körfez ülkeleriyle kara bağlantısı kurabilmesi öne çıkarıldı.
Plan, Körfez’de üretilen petrol ve doğal gazın kara yoluyla ya da boru hatları üzerinden Suriye’nin Banyas, Lazkiye ve Tartus limanlarına taşınmasına dayanıyor. Enerji kaynaklarının buradan Avrupa pazarlarına ulaştırılması amaçlanıyor.
Bu güzergâhın işletilmesi halinde tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçme zorunluluğu azalacak. Böylece İran’ın boğazdaki ticari gemilere yönelik saldırılar ya da geçişleri engelleme tehdidi üzerinden elde ettiği stratejik kozun zayıflatılması hedefleniyor.
Telegraph, Suudi Arabistan ve Katar gibi büyük enerji üreticilerini Suriye limanlarına bağlayacak boru hattı projelerinin yeniden gündeme gelebileceğini belirtti. Önerilen Katar-Türkiye doğal gaz hattı ile Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşabilecek petrol hatları bu çerçevede değerlendiriliyor.
TRUMP’TAN ŞARA’YA YATIRIM MESAJI
Trump, Ankara’daki görüşmede Şara’ya Amerikan şirketlerinin Suriye’ye yatırım yapmaya hazır olduğunu söyledi. ABD Başkanı, bu şirketlerin ülkenin daha müreffeh hâle gelmesine katkıda bulunacağını öne sürdü.
Washington yönetimi de yatırımcılar için özel bir rehber yayımladı. Rehberde petrol, doğal gaz, elektrik ve bankacılık sektörlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler yer aldı.
Telegraph’ın aktardığı tablo, ABD’nin Şara yönetimiyle kurduğu ilişkinin yalnızca siyasi tanınma ya da yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Washington, Suriye’nin altyapısını kendi enerji ve ticaret planları doğrultusunda yeniden şekillendirmek istiyor.
ABD ŞİRKETLERİ SAHAYA İNİYOR
Amerikan şirketleri Suriye enerji sektörüne yönelik ilk adımları atmaya başladı. Chevron, şubat ayında Suriye’nin devlet petrol şirketiyle ülkenin ilk açık deniz petrol ve doğal gaz sahasını geliştirmek amacıyla anlaşma imzaladı.
Suudi ve Amerikan şirketleri de Suriye’nin kuzeydoğusunda petrol ve doğal gaz aramak üzere bir konsorsiyum oluşturdu.
Gazeteye göre Suriye’nin yaklaşık 2,5 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervi bulunuyor. Deniz sahaları da hesaba katıldığında bazı tahminler bu miktarın 27 milyar varile kadar çıkabileceğini ileri sürüyor.
Irak’ın hâlihazırda günlük yaklaşık 200 bin varil petrolü kamyonlarla Suriye üzerinden taşıdığı belirtildi. Ancak bu miktar, savaş öncesindeki enerji ticaretinin oldukça altında kalıyor.
RUSYA TARTUS’TA KALIYOR
ABD’nin Suriye üzerindeki yeni hesabında Rusya da önemli bir yer tutuyor. Moskova, ülkedeki askeri ve ticari varlığını koruyor.
Telegraph, Tartus Limanı’nda Rus mallarına hizmet verecek yeni bir lojistik merkezinin temmuz ortasında faaliyete geçeceğine de dikkat çekti. Merkez, Suriye kıyıları ile Rusya’nın Karadeniz’deki Novorossiysk Limanı arasında ticari bağlantı kuracak.
Telegraph’a göre bu tablo, Washington’un Suriye sahasında Rusya’yı tamamen dışarı çıkaramadığını ortaya koyuyor. ABD şirketleri enerji sektörüne girmeye hazırlanırken Rusya da Tartus üzerinden askeri ve ticari konumunu sürdürmeye çalışıyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ TEMKİNLİ
Planın önünde ciddi engeller bulunuyor. Körfez ülkelerinin, petrol ihracatlarında Suriye’ye bu ölçüde bağımlı hâle gelmek istemeyebileceği belirtiliyor. Petrol, bu ülkelerin ekonomik olduğu kadar stratejik gücünün de temelini oluşturuyor.
Suriye’deki güvenlik sorunları da devam ediyor. Silahlı grupların ülkedeki faaliyetlerini sürdürmesi, enerji hatları ve kara taşımacılığı açısından risk yaratıyor. Haziran ayı başında Irak’a ait bir yakıt tankerinin Suriye’nin kuzeyinde saldırıya uğraması bu riskin güncel örneklerinden biri oldu.
Ülkenin bankacılık ve finans altyapısındaki yetersizlik de yatırımların önündeki başlıca sorunlar arasında. Yıllarca süren yaptırımlar, uluslararası para transferlerini zorlaştırdı. Ödemelerin izlenememesi ise kara para aklama ve silahlı gruplara finansman aktarılması kaygılarını artırıyor.