Ana içeriğe geç

İran’dan ABD’ye mutabakat suçlaması: Neredeyse her madde ihlal edildi

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’yi iki ülke arasındaki mutabakat zaptını ihlal etmekle suçladı. Bekayi, son 7-10 günlük süreçte anlaşmanın neredeyse tüm bölümlerinin Washington tarafından ihlal edildiğini öne sürerek, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişleri ve ABD yönetiminin tutumuna ilişkin eleştirilerde bulundu.

İran’dan ABD’ye mutabakat suçlaması: Neredeyse her madde ihlal edildi
Dünya Gazetesi
16

Bekayi, ABD'yi taraflar arasındaki mutabakat zaptının imzalandığı ilk günlerden bu yana anlaşmayı ihlal etmekle suçlarken, Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemileri İran ile koordinasyon halinde belirlenen rotalardan başka bir yönlendirdiğini söyledi. Bekayi, "Son bir hafta veya 10 günlük süreçte bu mutabakat zaptının neredeyse her bir bölümü ABD tarafından ihlal edilmiştir" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, katıldığı özel bir programda ABD-İran arasındaki müzakere süreci ve mutabakat zaptına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İran tarafından yapılan mutabakat zaptının askıya alındığına yönelik açıklamalardan sonra yayımlanan programda Bekayi, İran’ın bu süreçteki herhangi bir taahhüdü ihlal eden ilk taraf olmadığını söyledi. Bekayi, ABD’yi mutabakat zaptını imzalandığı ilk günlerden bu yana ihlal etmekle suçladı.

Mutabakat zaptının İran’ın kararıyla mı askıya aldığına yönelik bir soruya cevabında Bekayi, "Üstlendiğimiz taahhütlerden hiçbirinin ihlalini biz başlatmadık. Bu, 2018 yılında ABD tarafından ihlal edilen ve İran'ın hiçbir zaman feshetmediği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) için de geçerli, şimdi söz konusu mutabakat zaptı için de geçerli. Bu mutabakat zaptını fiilen daha ilk günden ihlal eden taraf ABD oldu. Ayrıca en başından itibaren bu anlaşmanın ‘taahhüde karşı taahhüt’ ilkelerinde olduğunu açıkça belirttik; yani ABD de kendi yükümlülüklerini yerine getirdiği sürece biz de üzerimize düşen taahhütlere bağlı kalacaktık" ifadelerini kullandı.

"Yükümlülüklerini ihlal eden taraf ABD olmuştur"

Bekayi, ABD’nin yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle İran’ın da kendi yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini belirterek, "Çünkü bu karşılıklıdır. Hiçbir ülkenin ya da bir kişinin, yükümlülüklerini tek taraflı olarak yerine getirmesi beklenemez. Bu nedenle yükümlülüklerini ihlal eden taraf ABD olmuştur ve biz de bu ihlal devam ettiği sürece İran'ın kendi yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini açıkça ifade ettik" dedi.

Mutabakat zaptı kapsamında Tahran’ın Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası deniz taşımacılığına yönelik sorumluluklarını ele alan 5. maddeye ilişkin anlaşmazlığın nereden kaynaklandığına ilişkin bir soru alan Bekayi, "Metne bakıldığında konu son derece açık, şeffaf ve yoruma yer bırakmayacak şekilde ifade edilmiştir" dedi.

İranlı sözcü, "Metinde, İran'ın Umman ile istişare halinde bu su yolunun gelecekteki yönetimi için gerekli mekanizmaları geliştireceği ve bu kapsamda bölgedeki diğer ülkelerle de görüşmeler gerçekleştireceği belirtiliyor. Biz zaten bu zapt imzalanmadan önce de tam olarak bunu yapıyorduk. Umman ile çok iyi ilişkilere sahibiz ve Ummanlı yetkililerle her zaman yakın temas halindeydik. Ayrıca bölgedeki diğer ülkelerle de görüşmeler yürüttük" açıklamasını yaptı.

Bekayi, "Mutabakat zaptı kapsamında, gemi trafiğinin normale dönmesini sağlamak ve gemilerin güvenli geçişi için gerekli mekanizmaları oluşturmak amacıyla 30 günlük bir süre öngörülmüştü. Ancak mutabakat zaptının imzalanmasından sonraki 21. veya 22. günde ABD, İran'a karşı askeri saldırı başlattı. Böylece, gemilerin güvenli geçişi için gerekli mekanizmaları kurabilmemiz adına öngörülen 30 günlük sürenin tamamlanmasına dahi izin verilmedi" ifadelerini kullandı.

"ABD, Hürmüz’de gemileri başka bir rotaya yönlendirdi"

Bekayi 5. maddeye ilişkin, "ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinden bağımsız bir paralel güzergah oluşturmasına izin verecek hiçbir hüküm bulunmuyor. ABD'nin yaptığı şey, yükümlülüklerini ihlal etmek oldu. Gemileri, İran ile koordinasyon halinde belirlenen ve güvenli olan güzergahı kullanmak yerine başka bir rotaya yönlendirdiler. Oysa biz gemilerin güvenli geçişini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almıştık" dedi.

"(ABD-Lübnan-İsrail üçlü anlaşması) Karşı tarafın dürüst olmayan tutumuna bir başka örnek"

ABD-İran arasındaki çatışmaların sonlandırılmasında Tahran yönetiminin Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarının ön şart koşmasına rağmen ABD-İsrail-Lübnan arasında ayrı bir anlaşmanın yürütülmesine ilişkin değerlendirmesi sorulan Bekayi, "Bu, karşı tarafın dürüst olmayan tutumuna bir başka örnek" dedi.

İranlı sözcü, "Mutabakat zaptının ilk maddesinde Lübnan'dan bahsetmekte ısrar etmemizin nedeni, çatışmaların birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünmemizdi. ABD ve elbette Lübnan'ı doğrudan hedef alan İsrail, 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırının ardından Lübnan'daki savaşı yeniden başlattı. Bu nedenle Lübnan'daki savaşı sona erdirmek ve bu ülkenin toprak bütünlüğü ile egemenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapma sorumluluğunu hissettik" dedi.

Bu nedenle Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesinin mutabakat zaptının bir parçası olmasında ısrar ettiklerini savunan Bekayi, "Bu karşılıklı taahhüdün başka bir süreçten etkileneceğini ya da başka bir süreç tarafından fiilen göz ardı edileceğini bilmiyorduk. Ancak bizim için önemli olan, Lübnan'daki savaşın ve akan kanın sona ermesidir. Bu konu bizim için hala büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.

"Son 10 günlük süreçte zaptın neredeyse her bir bölümü ihlal edildi"

İranlı yetkili, "Bizim değerlendirmemize göre bu, ABD hükümeti içindeki görüş ayrılıklarından kaynaklanan bir durumdur. Görünüşe göre ABD yönetimi içerisinde, bu mutabakat zaptında kendi verdikleri taahhütleri yerine getirmelerini engelleyen farklı gruplar bulunuyor. Ancak sonuç olarak önemli olan, ABD hükümetinin bu anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasıdır. Size şunu söyleyebilirim ki, son bir hafta veya 10 günlük süreçte bu mutabakat zaptının neredeyse her bir bölümü ABD tarafından ihlal edilmiştir" dedi.

"ABD artık tutarlı bir yönetim sistemine sahip olduğunu iddia edemez"

ABD Başkanı Donald Trump’ın mutabakat zaptını imzaladıktan hemen sonra, özellikle İsrail yanlısı lobiler başta olmak üzere çeşitli gruplardan yoğun baskı gördüğüne ilişkin iddialara değinen sunucu, zaptın imzalanmasından kısa bir süre sonra oluşan ve anlaşmayla çelişen ortama ilişkin İran hükümetindeki değerlendirmelere ilişkin bir soru sordu.

Bekayi soruya cevabında, "Bu durumdan çıkan mesaj, belki de ABD'nin artık tutarlı, verimli ve etkili bir yönetim sistemine sahip olduğunu iddia edemeyeceğidir. Görünüşe göre Amerikan yönetim yapısı içerisinde, her biri kendi yolunu izleyen, birbirleriyle etkileşim ve rekabet halinde olan farklı gruplar bulunuyor. Farklı güç ve çıkar odaklarının karar alma süreçlerinde etkili olması, çeşitli konularda dünyaya çelişkili mesajlar verilmesine ve belirsizlik oluşmasına yol açmış olabilir. Bu yönetimde artık tek, tutarlı ve koordineli bir yaklaşım göremememiz temel sorundur" ifadelerini kullandı.

"İsrail, barış içinde yaşamaktan aciz görünüyor"

Sunucu, mutabakat zaptında "bölgede barıştan" söz edildiğinde Lübnan, Yemen, Irak ve Filistin gibi ülkelerin de akla geldiğini söyleyerek, bu ülkelerin anlaşmanın 1. maddesine dahil edilip edilmemesinin planlanıp planlamadığına ilişkin bir sordu.

İranlı sözcü ise, "Mutabakat zaptının ilk paragrafına, ABD ve İsrail'in ortak eylemleri nedeniyle yıllardır savaş ve istikrarsızlık içinde kalan bölgesel durum bağlamında bakmak gerekiyor. Yalnızca son 3 yıla bakıldığında, neredeyse tüm savaşların tek bir kaynaktan başladığı görülür; bu kaynak da İsrail rejimidir" dedi.

Bekayi, İsrail’in birçok ülkeye saldırdığını vurgulayarak, "Suriye'ye saldırdı, Lübnan'a saldırdı, işgal altındaki Filistin topraklarında korkunç bir soykırım gerçekleştirdi ve İran'a da saldırdı. Dolayısıyla bölgede gerçekten kalıcı bir barış istiyorsak, bu bitmeyen savaşların kaynağının kontrol altına alınması gerekiyor" dedi.

İranlı sözcü, "Son 80 yıla bakıldığında, savaşı, şiddeti ve çatışmayı sürekli olarak yeniden üreten tek rejimin İsrail rejimi olduğu görülüyor. Bu rejim adeta savaş olmadan varlığını sürdüremiyor. Barış içinde yaşamaktan aciz görünüyor ve bu nedenle bölgede sürekli olarak şiddeti, terörü ve savaşı teşvik ediyor" ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler