Köln – Almanya parlamento tatile girdiği halde siyasi skandallarla çalkalanmaya devam ediyor. Özellikle Federal Hükümetin büyük ortağı Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partisinde arka arkaya gelen istifalar bu partinin önümüzdeki seçimlerde güç kaybedeceğini gösteriyor. CDU’da ilk istifa haberi geçen hafta Berlin Büyükşehir Belediye Başkanı Kai Wegner’in 20 Eylül’de yapılacak seçimlerden çekilmesi oldu. İkinci istifa haberi ise bugün Federal Meclis Grubu Başkanı Jens Spahn’dan geldi.
2017-21 yılları arasında 4. Merkel Hükümeti’nde sağlık bakanı olarak görev yapan, koronavirüs döneminde öne çıkan Spahn, eşcinselliğini açık olarak yaşaması, hatta evlendiğini gizlememesiyle tartışmalara konu olmuştu. Bir ara CDU genel başkanlığına da aday olan Spahn, şubat 2025’te yapılan erken genel seçimlerden sonra, yeni mecliste partisinin grup başkanı olmuştu.
Böylece Başbakan ve CDU Genel Başkanı Friedrich Merz’den sonra Hristiyan Demokratların en güçlü ismi haline gelen Spahn, geçtiğimiz çarşamba günü evli olduğu Daniel Funke ile birlikte sosyal medya hesabından ebeveyn olduklarını duyurdu. Çocuk, ABD’deki bir taşıyıcı anne tarafından dünyaya getirildi. Taşıyıcı annelik Almanya’da, Spahn’ın da daha önce yaptığı açıklamalarda bunun yasallaştırılmasına açıkça karşı çıktığı biliniyor. Spahn’ın bu çelişkili tavrı kamuoyunda ve partisinde geniş tartışmalara neden oldu.
Bu tartışmalar, Spahn’ın daha önce karıştığı yolsuzluk olaylarının bir kez daha sıralanmasına neden oldu.
Yolsuzluk dosyası kabarık
Kovid-19 salgınının başlangıcında, Jens Spahn ve eşi Daniel Funke, Sparkasse Westmünsterland bankasından, satın alma bedelini aşan ve ek masrafları da kapsayan bir krediyle, Berlin’de yaklaşık dört milyon avroya lüks bir villa satın alınmıştı. T-Online’ın haberine göre, satın alma, tadilat ve yan masrafların toplamı 5.5 milyon avroya ulaşmış ve bu nedenle çift 200 bin avro zarar etmişti. Çift tartışmaların ortasında villayı satmıştı.
2020 sonbaharında Spahn, pandemi nedeniyle yüz yüze toplantılardan kaçınılması konusunda uyarılar olmasına rağmen, Leipzig’de bir düzine iş insanıyla özel bir akşam yemeğinde bir araya gelmişti. Katılımcılardan birkaçı daha sonra Spahn’ın üyesi olduğu CDU ilçe teşkilatına bağışta bulundu. Der Spiegel’in yaptığı habere göre toplamda yaklaşık 100 bin avro toplanmıştı.
Sağlık Bakanı olarak Spahn, koronavirüs enfeksiyonlarına karşı koruma amaçlı maske alımını üstlendiğinde, daha büyük bir skandala imza attı. 5.9 milyar avroya maske satın aldı. Bunların büyük bir kısmı daha sonra kullanılmadan çöp yakma tesisine gönderildi. Spahn, her maske için 4.50 avro fiyatını bizzat belirlemişti; ancak sonradan bu fiyatın çok yüksek olduğu ortaya çıkmıştı.
Bu skandalın Alman vergi mükelleflerine yaklaşık 2.3 milyar avroya mal olduğu tahmin ediliyor. Bonn Bölge Mahkemesi, mayıs ayı sonunda, federal hükümetin sipariş için yaklaşık 219 milyon avro ödemesi gerektiğine hükmetmişti. Masraflarıyla birlikte vergi mükelleflerinin uğrayabileceği toplam zararın yaklaşık 350 milyon avro olduğu tahmin ediliyor.
Kısa bir süre önce ise Spahn’ın teknoloji girişimcisi ve Trump’a yakın isimlerden Peter Thiel’in düzenlediği sözde “diyalog toplantıları”na katılanlar arasında olduğu ortaya çıktı.
Spahn’ın kısa bir süre önce sağlık alanında yapılan kesintilerde de büyük bir rolü bulunuyor.
İstifasını Başbakan Merz istedi
Geçmişi yolsuzluk skandallarıyla dolu Spahn’ın yasak olan “taşıyıcı anne” yöntemiyle çocuk sahibi olduğunu açıklamasından sonra kamuoyunda yoğun tartışmalar başladı. Spahn’ın daha önce karşı çıktığı bir uygulamayı kendisi için hayata geçirmesi bir iki yüzlülük olarak tanımlanarak istifası istendi. Katolik ve Protestan kiliselerinden de eleştiriler geldi.
Alman basınında yer alan haberlere göre, en sonunda Başbakan Merz, kendisinden istifa etmesini istedi. Haberlere göre Merz istifayı “doğru ve kaçınılmaz” olduğunu ve siyasette en değerli şeyin güvenilirlik olduğunu kendisine bildirdi. Bunun üzerine Spahn, yaptığı yazılı açıklamada “Ailem her şeyden önemli” diyerek görevinden ayrıldığını duyurdu.
Hükümet ve muhalefet partileri, Spahn’ın istifasını önemli bulduğunu ifade etti. Özellikle muhalefet partileri Sol Parti ve Yeşiller, bunun gecikmiş bir istifa olduğuna dikkat çekti.
Spahn’ın istifası, özellikle koalisyonun büyük ortağı CDU için ağır bir darbe anlamına geliyor. Bu istifadan bir hafta önce de Berlin Büyükşehir Belediye Başkanı Kai Wegner’in, geçtiğimiz ocak ayında kentin güneyinde elektrik kesintisi yaşandığı saatlerde tenis oynadığı ortaya çıkmıştı. Önce bunu inkar eden Wegner’in yalan söylediği Berlin-Brandenburg Radyo Kurumu (rbb) haberiyle kesinleşmişti. Bunun üzerine 20 Eylül’de yapılacak seçimlerden çekildiğini açıklamıştı.
Her iki istifanın da etkisiyle CDU’nın hem eyaletlerde hem de ülke genelinde oy kaybına uğraması bekleniyor. Anketlere göre Berlin’deki seçimlerden Sol Parti adayı Elif Eralp’ın birinci çıkma olasılığı daha da yükseldi.
Doğu Almanya’daki eyaletlerde ise istifaların daha çok aşırı sağcı parti AfD’ye yaraması bekleniyor. Eylül ayında Saksonya Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde parlamento seçimleri yapılacak.