İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), perşembe günü yayımladığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında kullanılan her askerî üssün hedef alınabileceğini belirterek İngiltere’nin Gloucestershire bölgesindeki RAF Fairford Hava Üssü’nü doğrudan işaret etti.
Açıklamada, ABD’nin füze stoklarının azalması nedeniyle İngiltere’deki Fairford Üssü’nden havalanan B-1 stratejik bombardıman uçaklarını kullanmaya başladığı ileri sürülerek, “İran topraklarına yönelik saldırılarda kullanılan her üs bizim için meşru hedeftir” ifadelerine yer verildi.
İran ayrıca İngiltere’yi tarih boyunca Orta Doğu’daki istikrarsızlığın başlıca sorumlularından biri olmakla suçladı. Açıklamada, Londra yönetiminin “İslam ülkelerini bölerek despotik yönetimler oluşturduğu” ve “İsrail felaketinin oluşmasına zemin hazırladığı” iddia edildi.
LONDRA: HALKIMIZI VE MÜTTEFİKLERİMİZİ SAVUNACAĞIZ
İngiliz hükümeti ise İran’ın açıklamalarına kısa sürede yanıt verdi. Yapılan resmî açıklamada, İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin ülke topraklarını ve yurt dışındaki çıkarlarını korumak amacıyla sürekli hazır durumda olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Ordumuz ister kendi topraklarımızdan ister yurt dışından gelebilecek her türlü saldırıya karşı İngiltere’yi savunmak için 7 gün 24 saat hazırdır.”
Açıklamada ayrıca Kraliyet Donanması, İngiliz Ordusu ve Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin NATO müttefikleriyle koordinasyon içinde çok katmanlı hava ve füze savunma sistemi oluşturduğu vurgulandı. Londra yönetimi, mevcut politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını belirterek şu mesajı verdi:
“İngiltere’nin yaklaşımı değişmedi. Halkımızı, ulusal çıkarlarımızı ve müttefiklerimizi savunmaya kararlıyız.”
İNGİLTERE BALİSTİK FÜZELERE KARŞI SAVUNMASIZ MI?
Yine Telegraph’ta yer alan haberde Eski Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanı Sean Bell, İngiltere’nin balistik füze savunması konusunda ciddi eksikleri bulunduğunu açıklamıştı. Bell, Soğuk Savaş döneminde kullanılan Bloodhound hava savunma sistemlerinin yıllar içinde hizmetten çıkarıldığını hatırlatarak, “Eğer İran İngiltere’ye balistik füze fırlatırsa İsrail veya ABD’de olduğu gibi bunu durdurabilecek bir savunma sistemimiz bulunmuyor” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Dr. Hazar Vural da “İran’ın füze menzili düşünüldüğünde, 2500 kilometreye kadar olacak alanda üslerin hedef haline gelmesi muhtemel.Hatta İsrail, İran'ın bu füze menzilinin ötesine yönelik çalışmalar yürüttüğünü ve bu kabiliyete sahip olduğunu iddia ediyor. Öte yandan İran'ın resmî verilerine göre böyle bir durum söz konusu değil” şeklinde konuştu.
İDDİALARA GÖRE ÖZEL HAREKÂT BİRLİKLERİ, AĞIR SİLAHLAR İRAN’A YAKIN BÖLGELERE KONUŞLANDIRILDI
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’a yönelik askerî baskıyı artırmayı sürdürüyor. Son 13 gece boyunca İran hedeflerine hava saldırıları düzenleyen ABD ordusunun bölgedeki askerî varlığını önemli ölçüde güçlendirdiği bildirildi. Bu kapsamda; Bölgeye ilave F-35 ve F-16 savaş uçakları sevk edildi, İsrail’e yeni hava yakıt ikmal uçakları gönderildi ve ABD kuvvetleri olası daha geniş kapsamlı operasyonlar için alarm seviyesini yükseltti.
Ayrıca Wall Street Journal’ın haberine göre ABD, özel harekât birlikleri, ağır silahlar ve sağlık ekiplerini İran’a yakın bölgelere konuşlandırdı. Amerikan askerlerinin hayatını kaybetmesinin ardından Almanya’daki Landstuhl Bölge Tıp Merkezi'ne 150'den fazla sağlık görevlisinin sevk edildiği bildirildi. Askeri uzmanlar bu hazırlıkları, olası daha kapsamlı kara operasyonlarının işareti olarak değerlendiriyor.
KARA HAREKÂTI OLABİLİR Mİ?
“Kara harekâtı, askerî uzmanların da sıklıkla dile getirdiği üzere, rasyonel bir seçenek değil. Çünkü seçim yılında ABD’ye önemli bir kazanım sağlamaz” diyen Dr. Hazar Vural, şöyle devam etti:
“Eğer uzun süreli bombardımanların ardından böyle bir harekâta karar verilirse, İran’ın kendi coğrafyasında savunma yapması sebebiyle ve bölgeye hakim olduğunu da düşünürsek ABD ciddi zayiat verebilir. Şu ana kadar toplam 17 Amerikan askeri hayatını kaybetti. Bu sayının artması, Washington yönetimi açısından çok ciddi olumsuz sonuçlar doğurur. Öte yandan İran’ın kara harekâtına hazırlıklı olduğu ve bölgeye büyük sevkiyatlar yaptığı da gelen haberler arasında yer alıyor. Ancak savaşın kısa ve orta vadede farklı araçlarla devam edeceği senaryosu, şu an için daha rasyonel ve daha olası görünüyor.”
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm dünyanın bu ticaret koridorlarının güvenliğine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Dr. Vural, “Sadece liman şehirlerine sahip devletler açısından değil, tüm dünya bakımından da bu rotaların açık ve güvenli olması büyük önem taşıyor. Bunun nedeni, söz konusu güzergâhların hem mevcut deniz ticareti için kritik bir konumda bulunması hem de diğer geçiş rotaları üzerinde doğrudan etkiler yaratma potansiyeline sahip olması” değerlendirmesinde bulundu.