AK Parti Hükümeti S-400’leri elden çıkarıp F-35’leri almak için çok hevesli. ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşları ise günlerdir Türkiye’nin F-35 almasının neden mümkün olmadığını yazıyor. Pentagon’un Batı Asya’daki güvenlik mimarisini şekillendiren Amerika Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü (JINSA) ve ABD’nin yaptırım kararlarını, hedef ülkelere yönelik kısıtlama mevzuatlarını yazan Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD)’nın son analizleri tam da bu konuya odaklandı.
BAE F-35’TEN NEDEN VAZGEÇTİ?
FDD’ye göre Türkiye’nin F-35 almasının önündeki ilk engel, güven sorunu. Türkiye’nin bir gün yeniden S-400 hava savunma sistemlerine yönelmeyeceğini taahhüt etmesi gerekiyor. Bir diğer engel ise Trump yönetiminin Türkiye’ye satışı onaylamasından sonra gereken Kongre incelemesi. Bu süreci uzatır. Ancak engellemez. Buradan sonra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) deneyimi devreye giriyor. FDD, 2021 yılında BAE’nin satın almak istediği F-35’lerle ilgili süreci şöyle özetledi:
“Kongre, bu satışla ilgili güçlü endişelerini dile getirdi. Satışı tamamen durduracak bir yasal engel çıkarılamadı ancak Kongre’nin bu yoğun itirazı ve baskısı, ABD yönetimini BAE’den ek güvenlik ve teknik tavizler istemeye zorladı. Bunun sonucunda BAE şartları kabul etmedi ve F-35 satışı gerçekleşmedi. Bu, Türkiye için F-35 anlaşmasının başına gelebileceklerin bir modelidir.”
AĞIR ŞARTLAR VE ‘EGEMENLİK KISITLAMASI’
İlk başkanlık döneminin sonunda Trump, BAE’yle F-35 ve MQ-9 Reaper İHA satışını içeren 23 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. Başkanlık seçimlerini Joe Biden kazanınca, neredeyse bir yıllık bir pazarlık süreci başladı. Aynı günlerde, ABD istihbaratının BAE’deki Khalifa Limanı’nda Çin’le ilişkili şüpheli faaliyetler saptadığı iddiaları gündeme geldi. İddiaya göre Çin burada gizli askeri bir üs inşa ediyordu. Biden yönetimi, bu tesisin tamamen kapatılmasını da talep etti. ABD bunların üstüne BAE’ye F-35’leri Libya’da müttefiklerine destek için kullanmama koşulunu öne sürdü. Pazarlıklar sırasında gündeme gelen bir diğer konu da ABD’nin Silah İhracatı Kontrol Yasası’da yer alan "İsrail'in askeri üstünlüğünü koruma" şartı oldu. Buna göre, bölgeye yönelik silah satışlarında İsrail'in üstünlüğünün korunması zorunluydu! Uçakların teknik kabiliyetlerinin veya radarlarının İsrail'dekilerden daha alt seviyede olması da koşullar arasında yer aldı. Geçen bir yılın ardından BAE, ABD’nin taleplerini “egemenlik kısıtlaması” olarak değerlendirdi ve F-35 satışını askıya aldı.
İSRAİL’İN ÜSTÜNLÜĞÜ ŞARTI YASALARLA KORUNUYOR
JINSA’da yayınlanan analizde de Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran ekseninde olduğu vurgulanıyor ve hukuk yolu aşılsa bile F-35 almasının önündeki engeller şöyle sıralanıyor:
“Diyelim ki Türkiye, S-400 sistemini tamamen teslim etti. Türkiye'ye F-35 verilmesine karşı argümanlar yine de geçerliliğini koruyacaktır. Türkiye'nin Rusya ve Çin ile devam eden ilişkileri göz önüne alındığında, F-35'in en değerli teknolojisini Türkiye'ye emanet etmek, Washington’un çok daha dostane bir ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri'ne F-35 satışını dondurmasına yol açan aynı fikri mülkiyet riskini de beraberinde getirecektir. Erdoğan, NATO üyesi Yunanistan'ı ve Amerika'nın giderek büyüyen ortağı Kıbrıs'ı tehdit ediyor. Esad sonrası Suriye'de askeri genişlemeyi destekliyor. Baş rakibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu hapse atıyor. İsrail'in yok edilmesini istiyor, Hamas’ı destekliyor. Bölgedeki tek F-35 operatörünü (İsrail’i) açıkça tehdit eden bir hükümete bu uçağı teslim etmek, İsrail'in Nitelikli Askeri Üstünlüğü (QME)’nü aşındıracak ve iki ABD ortağının Suriye veya Doğu Akdeniz konusunda düşman olarak karşılaşma olasılığını artıracaktır. Kongre, Türkiye'ye yapılacak her türlü üst düzey silah satışının -özellikle F-35'in- Nitelikli Askeri Üstünlük incelemesine tabi tutulmasını şart koşmalıdır. Böylece hiçbir transfer İsrail'in askeri üstünlüğünü aşındırmaz.”
FDD, JINSA ve daha birçok düşünce kuruluşu, benzer görüşleri savunuyor. Günün sonunda S-400 hava savunma sistemlerini elden çıkarıp F-35’ten de olma ihtimali hiç de uzak değil.