New York’ta basın mensuplarına konuşan İravani, söz konusu girişimin Güvenlik Konseyi prosedürlerinin ve yetkisinin açıkça kötüye kullanılması anlamına geldiğini belirtti.
İran’ın “geri getirme” mekanizmasına ilişkin tutumunun net ve tutarlı olduğunu ifade eden İravani, bu görüşün BM Genel Sekreteri’ne ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na resmen iletildiğini, Çin ve Rusya tarafından da desteklendiğini kaydetti.
E3 ÜLKELERİNE KOEP ELEŞTİRİSİ
İravani, E3 olarak bilinen ABD, İngiltere ve Fransa’nın Ortak Kapsamlı Eylem Planı kapsamındaki taahhütlerine uymadığını savundu.
Aynı ülkelerin İran’a karşı hukuka aykırı askeri saldırıları desteklediğini ileri süren İravani, bu saldırılar arasında İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimine tabi barışçıl nükleer tesislerinin hedef alınmasının da bulunduğunu iddia etti.
“SİYASİ SAİKLERLE YÖNLENDİRİLEN İDDİALARI REDDEDİYORUZ”
İran’ın barışçıl nükleer programına ilişkin ortaya atılan iddiaları kesin bir dille reddettiklerini belirten İravani, söz konusu açıklamaların siyasi amaçlarla yapıldığını söyledi.
İravani, bu iddiaların 2231 sayılı kararı çarpıtma, gerçekleri yanlış yansıtma ve Güvenlik Konseyi’ni dar siyasi hedefler için kullanma girişimi olduğunu ifade etti.
NPT VURGUSU VE ABD-İSRAİL ELEŞTİRİSİ
İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na bağlı olduğunu vurgulayan İravani, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik eylemlerini “saldırganlık” olarak nitelendirdi.
BM Güvenlik Konseyi’nin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında sorumluluğu bulunduğunu belirten İravani, özellikle saldırganlık ve barışın bozulması durumlarında Konsey’in etkili adımlar atması gerektiğini söyledi.
“BMGK KARARLI ÖNLEMLER ALMALI”
İravani, Güvenlik Konseyi’nin ABD’nin hukuka aykırı saldırganlık eylemlerini durdurmak için etkili ve kararlı tedbirler alması gerektiğini savundu.
İranlı temsilci, daha fazla tırmanmanın önlenmesi için uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
MUTABAKAT ZAPTI MESAJI
İravani, Tahran yönetiminin ABD ile imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına bağlı kalacağını da ifade etti.
Ancak bunun, ABD’nin kendi yükümlülüklerini tam ve sadakatle yerine getirmesi şartına bağlı olduğunu vurguladı.