İLKE ÇITIR / NEFES
Deniz fenerleri geçmişte gemicilerin en önemli yol göstericileri arasındaydı. Zamanla teknoloji geliştikçe fenerlere olan ihtiyaç azaldı, bir dönem büyük önem taşıyan fener bekçiliği mesleği de yavaş yavaş yok olmaya başladı.
Kuşadası kıyılarından 700 metre açıktaki Bayraklı Ada’daki fener de benzer bir hikayeye tanıklık etti. Fenerde 1960’da göreve başlayan Halil ve Esma Poyraz çifti, tam 20 yıl adada yalnız yaşadı. Çift, 1980’de emekliye ayrıldı.
NEFES, çiftin tek çocuğu olan 80 yaşındaki Hasan Poyraz’dan o yılların hikayesini dinledi. Adada okul olmadığı için ailesini ayda bir görebilen Poyraz, o dönemi “Adaya yalnızca balıkçı tekneleriyle ulaşılabiliyordu. Lojmandaki tek iletişim aracı bir radyoydu. Ayda bir Kuşadası’na gidip bir aylık ihtiyaçlarımızı alıyorduk. Ekmeği annem yapıyordu. Babam, kışın deniz haftalarca geçit vermediği için yazdan odun depoluyordu” diye anlattı.
“AYDA BİR İNSAN YÜZÜ GÖREBİLİYORDUK”
Adadaki yaşamın en ağır tarafının yalnızlık olduğunu belirten Poyraz, “Telefon yoktu, ulaşım çok kısıtlıydı. Ayda ancak bir kez insan yüzü görebiliyorlardı. Bayramların büyük kısmını üç kişi fenerde geçirirdik. Onların yerine işe başlayan bekçi yalnızlığa iki yıl dayanabildi” dedi.
“BOŞ ZAMANLARDA BALIK TUTUYORDUK”
Poyraz, adada boş zamanlarında balık tuttuklarını, tavuk beslediklerini anlattı. Anne ve babasının emekli olduktan sonra Kuşadası’na yerleştiğini belirten Poyraz çiftin yıllarca özlemini çektikleri yolculukları yapma fırsatı bulduğunu ve Türkiye’nin birçok bölgesini gezdiğini söyledi.