NATO Zirvesi'nde CAATSA yaptırımları ve F-35'lerle ilgili pozitif mesajlar verilmesinin ardından S-400'ler konusu yeniden gündem oldu.
Dün Hürriyet'te ve Yeni Şafak'ta, Rusya'dan aldığımız S-400'lerin üçüncübir ülkeye, büyük ihtimalle de Katar'a yada BAE'ye satılacağına dair iddialar yer aldı.
Kremlin Sözcüsü Peskov konuyla ilgili bir soru üzerine, "Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, bunun son derece hassas bir mesele olduğudur. Ancak bu konuda Türk tarafıyla temas hâlindeyiz ve temaslarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmiş değil. Ancak şimdiden Türkiye'nin S-400 hamlesinin yanlış bir karar olduğu yorumları yapılıyor. "Madem geri adım atacaktık,neden bu savunma sistemlerini alıp ABDile aramızı bozduk" deniliyor.
Biraz geriye gidip o günleri hatırlamakta fayda var.
Türkiye, ABD ve Almanya'nın 2012'de Suriye'ye karşı Kahramanmaraş'ta kurduğu Patriot füze sistemini geri çekeceklerini duyurmaları üzerine hava savunma sistemi kurma amacıyla kolları sıvadı.
Ankara, ABD'den Patriot almak istedi ama teknoloji transferi ve şartlar yüzünden anlaşma sağlanamadı. Çin ihalesi de ABD baskısıyla iptal oldu. Rusya ise daha uygun fiyat, hızlı teslimat ve teknoloji transferi teklif etti. 2016 yılında 15Temmuz darbe girişimisonrası görüşmeler başladı. Aralık 2017'de 2 batarya + opsiyon için 2.5 milyar dolarlık anlaşma imzalandı. Temmuz 2019'da ilk sevkiyat Türkiye'ye ulaştı.
Aradan geçen sürede köprünün altından çok su aktı.
Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde ABD'ye rağmen sınır ötesi harekâta başladı. Ukrayna-Rusya savaşı derken İsrail'in Gazze'de başlattığı soykırım Lübnan'daki ve İran'daki savaşı tetikledi. Körfez'de dengeler değişti. Suriye'de devrim oldu. Esad devrildi ve Türkiye ile uyumlu bir yönetim kuruldu. ABD'de Trump'ın işbaşına gelmesinin ardından Washington-Türkiye ilişkileride rayına girdi.
Bu süre içerisinde taktik adımlarla zaman kazanan Türkiye de yerli hava savunmasistemi kurma stratejisini büyük orandagerçekleştirdi.
Tüm bu yaşananları, tehdit unsurlarındaki ciddi değişimleri göz ardı ederek Türkiye'nin atacağı adımları değerlendirmek ne derece doğru?
***
KİRALIK GAZETECİLER AÇIKLANSIN
Yılmaz Özdil'in anlattıklarını dinliyor musunuz?
Özgür Özel yönetiminin medya sorumlusu Burhanettin Bulut'un kendisinepara teklif ettiğini, gazeteci kiralamanın "demokrasi suçu" olduğunu anlatarak reddettiğini söylüyor.
Özdil'in, Enver Aysever'e, Özel dönemindegenel merkezin maaşa bağladığıgazeteciler olduğunu açıklayan Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanına yaptığı çağrı da ibretlik:
"Özgür Özel ve ekibinin, namuslu gazetecileri linç ettirmek için maaşa bağladığı sözde muhalif görünümlü tetikçiler ve sosyal medya aparatları, isim isim açıklanmalı; çünkü bunlar para karşılığında sadece CHP'ye karşı değil, Cumhuriyet'e karşı, Türk halkına karşı suç işledi."
Evet, ortada yeni bir durum yok.
Dönemin İçişleri Bakanı SüleymanSoylu, 2022 yılında katıldığı SebepSonuç'ta İBB'nin maaşa bağladığı gazeteciler olduğunu açıklamış ancak iddiaların üzerine gidilmemişti.
İçeriden gelen bu itiraflar üzerine bir şey değişir mi ona da emin değilim. Zira kimlerolduklarını sektörde herkesin bildiğikiralık gazetecilerin "yeni anlaşmalarla" kendilerini korumaya aldıkları konuşuluyor.