Ana içeriğe geç

Hazır giyim ve tekstilde "rekabet gücü" alarmı!

Tekstil ve hazır giyim sektörünün ele alındığı Sektörel Dönüşüm Toplantısı'nda artan maliyetler, finansmana erişim sorunları ve zayıflayan rekabet gücü öne çıktı. TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, maliyet bazlı rekabet gücünün tarihi düşük seviyelere gerilediğini belirtirken, TGSD, 400 bin istihdam kaybına dikkat çekti.

Hazır giyim ve tekstilde "rekabet gücü" alarmı!
Ekonomim.com
16

YENER KARADENİZ/İSTANBUL

Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) tarafından sektörlerin sorunlarını ve çözüm önerilerini uzmanlarla birlikte değerlendirmek amacıyla düzenlenen Sektörel Dönüşüm Toplantıları'nın ilki, tekstil ve hazır giyim sektörüne odaklandı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) katkılarıyla, “Küresel Rekabet Gücünü Güçlendirmek ve Yeni Dönüşüm Dinamikleri” temasıyla gerçekleştirilen toplantıda tekstil ve hazır giyim sektörünün mevcut durumu, küresel rekabet koşulları, dönüşüm sürecinin kritik başlıkları ve sektörün geleceğine yön verecek stratejik yaklaşımlar masaya yatırıldı. Toplantının açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, tekstil, hazır giyim ve deri sektörlerinde yaşanan sıkışmanın yalnızca bu sektörlere özgü bir sorun olmadığını, Türkiye'nin üretim modelinin rekabet gücünü yeniden inşa etme ihtiyacının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Küresel ekonomide ticaret kuralları, tedarik zincirleri, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında köklü bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken Diren, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, üretim birikimi, stratejik konumu ve esnek üretim kabiliyetiyle önemli avantajlara sahip olduğunu ancak bu potansiyelin kalıcı rekabet üstünlüğüne dönüşebilmesi için maliyet ve finansman baskılarının azaltılması gerektiğini vurguladı.

İstikrar rekabetin temel koşuludur

Makroekonomik istikrarın rekabet gücünün temel koşulu olduğunu belirten Diren, enflasyonla mücadelenin yapısal reformlarla desteklenmemesi halinde parasal sıkılığın sanayi üzerindeki baskısının süreceğini, bunun da yatırım iştahını, işletme sermayesini ve dönüşüm kapasitesini olumsuz etkileyeceğini ifade etti. Diren, sanayi üretimindeki büyümenin sınırlı kaldığını, ihracatta miktar bazında zayıflama sinyalleri görüldüğünü ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının halen istenen seviyeye ulaşamadığını dile getirdi.

Maliyet bazlı rekabet tarihi dipte

TÜSİAD'ın hazırladığı Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'nin sektörel sonuçlarına da değinen Diren, 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla Türkiye'nin maliyet bazlı rekabet gücünün tarihsel olarak düşük seviyelere yakın seyrettiğini söyledi. Tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe Türkiye'de maliyetlerin yüzde 2,1 arttığını, rakip ülkelerde ise bu artışın yüzde 0,3'te kaldığını belirten Diren, özellikle işgücü ve ara malı maliyetlerindeki yükselişin sektörün rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. Diren, çözümün para politikasından taviz vermek değil, üretim, ihracat ve dönüşüm yatırımlarını destekleyecek hedefli, seçici ve şeffaf finansman mekanizmaları oluşturmak olduğunu söyledi. Hukuk güvenliği, öngörülebilirlik ve güçlü yatırım ortamının da sanayinin dönüşümünü destekleyecek temel unsurlar arasında yer aldığını ifade eden Diren, sürdürülebilir refahın ancak rekabetçi sanayi, güçlü üretim altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla mümkün olacağını vurguladı. Diren, “Ekonomik programın başarısı elbette enflasyonun kalıcı biçimde düşmesiyle ölçülebilir. Ama bunun yanında sanayinin nabzı kaçta atıyor, üreticinin yatırım iştahı ne durumda, gençlerimiz geleceğin üretiminde kendilerine nasıl bir yer görüyor, ihracatçımız küresel pazarda hangi katma değerle rekabet ediyor; bu soruların cevapları da en az makro göstergeler kadar önemli. Çünkü sürdürülebilir refah; güçlü bir üretim tabanı, nitelikli insan kaynağı ve rekabetçi sanayi kapasitesi üzerinde yükselecek” ifadelerini kullandı.

Rekabetçi kumaşta 3 iplik kuralı

Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem de ekonominin en sağlam omurgası olarak tanımladığı tekstil ve hazır giyim sektörlerinde küresel rekabette fark yaratmak için geleneksel üretimin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. İki sektördeki iş birliğini kumaş dokuma tezgahına benzeten Erdem, dönüşümün üç temel sacayağı üzerinde yükselmesi gerektiğini belirterek, “Sektörümüzde kumaş tek bir iplikle dokunmaz, önce çözgü gerilir, ardından mekik işler ve desen ortaya çıkar. Bugün Türk sanayisinin ihtiyacı olan şey de tam olarak bu. Uyum, iş birliği ve ortak emek. Geleceğin rekabetçi kumaşını ise üç güçlü iplikle dokuyacağız, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşüm” diye konuştu.

Çözüm ucuz işçilikte değil

TGSD Müşterek Başkanı Ümit Özüren, tekstil ve hazır giyim sektörünün artık “ucuz işçilik” ve geleneksel emek yoğun yapıyla anılamayacağını söyleyerek, dijitalleşme, tasarım ve sürdürülebilirlik odaklı bilgi ve teknoloji yoğun bir dönüşüm hamlesi başlattıklarını kaydetti. Sektörün maliyet baskıları nedeniyle yaşadığı zorluklara dikkat çeken Özüren, “Son 4 yılda 400 bine yakın istihdam kaybettik. Bu kayıp sadece kağıt üzerindeki bir rakam değil, aynı zamanda büyük bir bilgi birikimi ve insan hayatı. Bu yüzden çözümü ucuz işçilikte değil, katma değeri yüksek, tasarım, bilgi ve teknoloji temelli bir üretim modelinde arıyoruz” dedi.

Rekabete 5-0 yenik başlıyoruz

TGSD Yönetim Kurulu Üyesi ve Gizia Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kutlu, Türk moda markalarının küresel rekabete 5-0 yenik başladığını söyledi. Hem yüksek finansman maliyetleri hem de enflasyon nedeniyle sektörün dezavantajlı olduğunu belirten Kutlu, buna rağmen markaların kendi hatalarını da görmesi gerektiğini vurguladı. Türk üreticilerinin dünyanın en kaliteli ürünlerini üretebildiğini ancak bunları pazarlamakta yetersiz kaldığını ifade eden Kutlu, Türkiye'de markalaşmanın yanlış anlaşıldığını belirtti. Kutlu, çok sayıda mağaza açmanın marka olmak anlamına gelmediğini belirterek, aynı markaların yüzlerce AVM'de yer almasının şirketlere hem maliyet hem de verimsizlik yüklediğini söyledi. Avrupa'daki benzer işletmelere göre Türkiye'de hem mağazalarda hem de restoranlarda gereğinden fazla personel istihdam edildiğini söyleyen Kutlu, sektörün büyüme stratejisini mağaza sayısı yerine doğru konumlanma, verimlilik ve sürdürülebilir kârlılık üzerine kurması gerektiğini dile getirdi.

"16 kişilik şirketlerle küresel rekabet mümkün değil"

TGSD Başkanı Toygar Narbay, Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün küresel rekabette ayakta kalabilmesi için şirketlerin ölçek büyütmesi ve iş birliği kültürünü geliştirmesi gerektiğini söyledi. Dünyada rakip şirketlerin dahi maliyet avantajı sağlamak için birlikte hareket ettiğini hatırlatan Narbay, “Yabancıların 'coopetition' dediği, yani rekabet içinde iş birliği anlayışını benimsememiz gerekiyor. BMW ile Mercedes'in ortak parça satın alması bunun en somut örneklerinden biri” dedi. Sektörde ortalama firma büyüklüğünün yalnızca 16 çalışan olduğuna dikkat çeken Narbay, bu yapıyla yapay zeka, robotik, tasarım ve markalaşma yatırımlarının yapılmasının mümkün olmadığını belirtti. “250'nin üzerinde çalışanı bulunan firmalar toplam işletmelerin binde 6’sını oluşturuyor ancak üretimin yüzde 40’ını gerçekleştiriyor. Büyük ölçekli firmalarda kişi başına üretim, küçük işletmelerin 2,6 katına ulaşıyor. Verimlilik ölçekten geliyor. Bunun için şirketlerin güç birliği yapması, konsolidasyonun önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler