Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye denizlerinde yabancı ve istilacı türlerin hızla arttığını belirterek, 2025 yılı itibarıyla 544 yabancı türün kayıt altına alındığını, bunlardan 414'ünün yerleşik hale geldiğini, 110'unun ise istilacı özellik taşıdığını açıkladı.
Yabancı türlerin, doğal yaşam alanları dışındaki ekosistemlere gemilerin balast suları, Süveyş Kanalı, gemi gövdeleri ve insan faaliyetleri aracılığıyla taşındığını ifade eden Öztürk, ekosisteme zarar veren türlerin ise istilacı yabancı tür olarak değerlendirildiğini söyledi.
"AKDENİZ TROPİKLEŞİYOR, KARADENİZ AKDENİZLEŞİYOR"
İklim değişikliğinin istilacı türlerin yayılımını doğrudan etkilediğini vurgulayan Öztürk, deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesiyle tropikal kökenli canlıların Türkiye sularına daha kolay uyum sağladığını belirtti.
Türkiye sularındaki yabancı türlerin yaklaşık yüzde 70'inin Kızıldeniz kökenli olduğunu kaydeden Öztürk, Karadeniz'de 31, Marmara Denizi'nde 168, Ege ve Akdeniz'de ise toplam 345 yabancı tür bulunduğunu söyledi.
Karadeniz'deki yabancı türlerin 18'inin, Marmara Denizi'ndekilerin ise 42'sinin balık türlerinden oluştuğunu aktaran Öztürk, Akdeniz Havzası'nda binin üzerinde yabancı türün yaşamını sürdürdüğünü ifade ederek, "Deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesine bağlı olarak bu sayının gelecekte daha da artması bekleniyor. Akdeniz tropikleşiyor, Karadeniz ise Akdenizleşiyor." dedi.
YABANCI BALIK TÜRLERİ 70 YILDA 80'E ÇIKTI
Türkiye denizlerindeki yabancı balık türlerinin sayısındaki artışa da dikkat çeken Öztürk, 1955 yılında yalnızca 3 olan yabancı balık türü sayısının 2002'de 24'e, 2025 yılında ise 80'e yükseldiğini belirtti.
İstilacı türlerin önemli bölümünün artık Türkiye denizlerinde kendi popülasyonlarını oluşturduğunu ifade eden Öztürk, bu canlıların üreyerek ve beslenerek ekosistemin kalıcı bir parçası haline geldiğini söyledi.
İstilacı türlerin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını dile getiren Öztürk, mücadelede popülasyon kontrolünün hedeflendiğini belirtti.
Aslan balığında avcılığın teşvik edildiğini, balon balığında ise kuyruk teslimi karşılığında destek ödemeleri yapıldığını hatırlatan Öztürk, "Bu canlılardan tamamen kurtulmak mümkün değil ancak popülasyonlarını kontrol altında tutabiliriz." diye konuştu.
BAZI TÜRLER EKONOMİK DEĞER OLUŞTURUYOR
Yabancı türlerin tamamının zararlı olmadığını belirten Öztürk, bazı türlerin ekonomik kazanç sağladığını da ifade etti.
Karadeniz'de deniz salyangozunun önemli bir ihracat ürünü olduğunu kaydeden Öztürk, Akdeniz'de ise mavi yengeç, İspanyol uskumrusu ve pijama balığı gibi türlerin ticari olarak avlanmaya başlandığını söyledi.
İstilacı türlerin yerli türlerle rekabete girerek yaşam alanlarını daralttığını belirten Öztürk, bazı istilacı alg türlerinin deniz bitkilerinin üzerini kaplayarak fotosentezi engellediğini ve toplu ölümlere yol açtığını ifade etti.
Balon balıklarının balıkçı ağlarına zarar verdiğini, bazı denizanalarının ise deniz suyu alma sistemlerini tıkayarak kıyı tesislerinde işletme sorunlarına neden olabildiğini aktaran Öztürk, uzun dikenli deniz kestaneleri ve bazı denizanalarının insan sağlığı açısından da risk taşıdığı uyarısında bulundu.
TÜDAV'ın denizanası farkındalığı için "Ya Yakarsa" adlı proje yürüttüğünü belirten Öztürk, yabancı türlere ilişkin veri bankasının da yıl içinde açık erişime sunulacağını sözlerine ekledi.