Ana içeriğe geç

Dersim Kadın Platformu: Gülistan’ın yerini bulun

Gülistan Doku soruşturmasındaki ikinci dalga operasyonları sürerken Tunceli Adliyesi önünde bir araya gelen Dersim Kadın Platformu, “Artık Gülistan’ı bulun” çağrısını yineledi.

Dersim Kadın Platformu: Gülistan’ın yerini bulun
Evrensel
16

Dersim- 5 Ocak 2020 yılında Dersim’de kaybettirilen ve katledildiği açığa çıkan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında yürütülen ikinci dalga operasyonları kapsamında gözaltına alınanların ifade işlemleri ikinci gününde devam ederken, Dersim Kadın Platformu adliye önünde basın açıklaması yaptı. Dersim Kadın Platformu, soruşturmanın üzerinden aylar geçmesine rağmen Gülistan Doku’nun cenazesinin hâlâ bulunmadığını belirterek, “Artık Gülistan’ı bulun” çağrısı yaptı.

Dersim Kadın Platformunun çağrısıyla Tunceli Adliyesi önünde bir araya gelen kadınlar, “Soruşturma sürecinin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ‘Gülistan Doku nerede?’ sorusu hâlâ karanlıkta kalmaya devam ediyor” dedi. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da katıldı.

“Yas hakkını verin”

Dersim Kadın Platformu adına açıklamayı Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Serpil Argın okudu. “Gülistan’ın ailesi artık yas hakkının verilmesini istiyor, biz kadınlar da artık bu sorunun cevaplanmasını istiyoruz” diyen Argın şunları söyledi: “5 Ocak 2020 günü katledilip sonra da kaybedilen, akıbeti karanlıkta bırakılmaya çalışılan kız kardeşimiz Gülistan Doku’ya ne olduğunu 6 yıldan uzun bir süredir soruyoruz. Bu ülkenin mücadeleci kadınları olarak bu soruyla beraber aşındırmadığımız tek bir meydan kalmadı. İlk günden beri söyledik; Gülistan, her tarafı kameralarla izlenen bu küçücük şehirde kuş olup uçmuş olamaz dedik!”

“Suç örgütü gibi çalıştılar”

“Bu suça iştirak eden tüm ilişki ağlarının bir an önce ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz” diyen Argın sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelinen aşamada katilin Mustafa Türkay Sonel olduğunu; cinayet işlenirken ilin valisi olan Tuncay Sonel’in korumasını, emrindeki personelini ve konumunu kullanarak cinayet delillerini kararttığını, bazı yerel isimlerin katillerle iş birliği içerisinde olduğunu ve el birliğiyle adeta suç örgütü gibi çalışarak genç bir kadının akıbetini karanlığa gömmeye çalıştıklarını herkes biliyor. Üniversiteden emniyete kadar bu suça iştirak eden tüm ilişki ağlarının bir an önce ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz.”

“Yaşamak için mücadeleye”

Cinayetin cezasız bırakılmaya çalışıldığı, adaletin güç ilişkisine göre şekillendiği düzeni kabul etmeyeceklerini ifade eden Argın, “Bölge illerinde güvenlik ve terör gibi yaklaşım biçimleriyle görev verilen korucuların soruşturmada adlarının geçmesi bizler için şaşırtıcı değil. Huzurlu kent söylemlerinin kimlerin güvenliğini sağlamak için hayata geçirildiğini görüyoruz. Rojin Kabaiş’in, Rabia Naz Vatan’ın, Nadira Kadirova’nın, Yeldana Karaman’ın katillerinin açığa çıkması için mücadelemize devam edeceğiz. Yaşamımız için tek güvencemiz mücadelemizdir” dedi.

“Neden soruşturma derinleşmiyor?”

Açıklamanın ardından söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Gülistan Doku soruşturması, çok uzun zamandır yürütülen özel savaş politikalarının açık resmidir. Bununla açığa çıkan ama her yerde ‘şüpheli ölüm’ denilerek kadın cinayetlerinin üzerinin kapandığının resmidir. Türkiye’de yargı mekanizmasının, kurumları aslında nasıl kendilerine göre dizayn ettiklerinin kanıtı bu süreçtir. Dönemin emniyet müdürü neden hâlâ görevde? Dönemin başsavcısı, rektörü neden hâlâ görevde? Neden soruşturma daha fazla derinleşmiyor? Ailenin yas ve mezar hakkı hâlâ teslim edilmemiştir. Gülistan Doku davası, bu kadar paralel örgütlenmiş ağların ortaya çıkarılması açısından önemlidir.” şeklinde konuştu.

Anne Bedriye Doku, kızının bir mezarı olmasını istediğini ifade ederek, “Zaten benim kızım geri gelmiyor, artık başka Gülistanlar ölmesin, anneler ağlamasın” dedi.

“Gülistan bir çemberin içinde kaldı”

Abla Aygül Doku ise altı yıldır kendileriyle birlikte Gülistan’ı arayan herkese teşekkür ederek şunları kaydetti: “Bu işe çok kişi bulaşmış, bu soruşturmalar devam edecek. Çok yorulduk, yıprandık; artık kızımızın naaşını alıp evimize gidip yasımızı tutmak istiyoruz. Tuncay Sonel’in eşi, kızımızın bedenini saatlerce izliyor, ‘Bu kızın bir ailesi var’ demiyor. Handan Sonel oğluna psikolojik destek aldırıyor; yani işlediği suçtan ceza almasını sağlamak yerine sırtını sıvazlıyor. Evini boşaltıyor, temizletiyor, oğlunun arkasını topluyor. Bu işin içinden doktor, hemşire, bir sürü insan çıktı; buna çok şaşırdık. Gülistan’a yarattıkları korkunç bir çember var; doktora sığınıyor olmuyor, polise sığınıyor olmuyor. Biri görevini yapsa kardeşim hayatta olacaktı. Gülistan’ın kemiğine ulaşalım diye mücadele ediyoruz. Şükrü Eroğlu kızımıza ne olduğunu, nereye gömüldüğünü biliyor. Tutuklananların çoğu ne olduğunu zaten biliyor. Bunların hepsi hesap verecek, buna inandığımız için buradayız.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler