Çalışma Bakanlığı, Tuzla Serbest Bölge’de bulunan Konveyör Fabrikasında çalışan bir kadın işçinin gazetemiz Evrensel’e yazdığı mektupta, fabrikada 4 gündür suların kesik olduğunu, çalışanların kan ter içinde iş başında tutulduğunu ve kendilerine yalnızca “su arızası” gerekçesiyle yemek ve çay molaları ile iş çıkışına yakın zamanlarda 15’er dakikalık su kullanım hakkı tanındığını aktarması üzerine, Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın verdiği soru önergesini 395 gün sonra yanıtladı. Bakanlık, yöneltilen on sorudan hiçbirine somut yanıt vermedi, tek bir denetim sonucu, şikayet sayısı ve yaptırıma ilişkin açıklama yapılmadı.
Patronun kârı arttı, işçilerin hakları korunmadı
Beyaz eşya, iklimlendirme ve otomotiv sektörü için boru üreten firmanın Tuzla Serbest Bölge’nin dışında Tuzla’da 2, Eskişehir’de 1, Manisa’da 1 ve Polonya’da 1 olmak üzere toplam 6 fabrikası var. İstanbul Sanayi Odasının (İSO) “Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu 2024” araştırmasına göre şirket, üretimden satışlarda 5 milyar 825 milyon 598 bin 782 lira gelir elde etmişti. Konveyör, 2025’te 500 büyük sanayi kuruluşu sıralamasında 369. sırada yer aldı. Üretimden satışlarda elde ettiği geliri yüzde 24.2 artırarak 7 milyar 236 milyon 982 bin 230 liraya yükseltti. Yani üretimden satışlarını bir yılda 1 milyar 411 milyon 383 bin 448 lira artırdı. 2 bin 494 çalışanı bulunan Konveyör’ün, 7 milyar 823 milyon 969 bin 965 liralık net satışlara göre ise çalışan başına yıllık elde edilen gelir 3 milyon 137 bin 117 lira oldu. Patron işçi başına aylık 261 bin 427 lira gelir elde ediyor. Beyaz eşya ve otomotiv sektöründe yedek parça üretimi yapan fabrikadaki işçiler ise aylık ikramiyeler dahil 30 bin ila 45 bin lira arası ücret alıyor.
Bakanlığın yanıtı önergenin verildiği 17 Haziran 2025 tarihinden tam 395 gün, yani 1 yıl 1 ay sonra geldi. Yanıtta Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu, İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik maddelerine atıf yapılarak ne yapılması gerektiği yazıldı. Bakanlığın sıralanan mevzuatla ilgili işyerinde denetim yapıldığına, herhangi bir şikayetin değerlendirildiğine ya da yaptırıam uygulandığına dair tek bir cümle yer almadı.
Kadın işçiler için hijyen hâlâ lüks
Yoğunlukla kadın işçilerin çalıştığı Konveyör Fabrikasında, suyun olmaması nedeniyle temel hijyen ihtiyaçlarının karşılanamaması, başta kadın işçiler olmak üzere tüm çalışanları hastalıklara açık hale getiriyor.
Bakanlıktan gelen yanıtı konuştuğumuz Konveyör Fabrikasındaki kadın işçiler alınmayan önemler ile daha fazla güvencesizliğe itildiklerinin altını çizdi: “Biz günlerce susuz kaldık. Regli olan arkadaşlarımız vardı. Fabrikada bekledik ki suyu açsınlar da lavabo ihtiyacımızı görelim, pedimizi değiştirelim. İnsani koşullarda çalışmak için sesimizi duyurmaya çalıştık. Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan sesimizi duyurdu. Bakanımız bir yılı aşkındır bizi duyamadı. Hâlâ da duymuyorlar. Duyulması için daha ne yapabiliriz ki? İşçinin sözüne kimse itibar etmiyor. Hastalıkla burun buruna günlerce çalıştık. Ömür boyu işçiliğe mahkumuz biz. Bundan yıllar sonra karşılaşacağımız bir meslek hastalığında çalışamaz duruma geldiğimizde bize kim bakacak? Kimse. Yine biz işçileri dört duvar arasında kaderimiz ile baş başa bırakıyorlar. Başımıza bir şey gelirse de bütün yükü bizlerin omuzlarına yıkıyorlar. Dün yaptıkları gibi.”
Bakanlık denetime gelmek için kaç şikayet bekliyor?
Başka bir kadın işçi, bugün fabrikada su aksa da hijyen sorunlarının hâlâ devam ettiğini dile getirdi: “Şimdi su var da ne oluyor? Tuvalet kağıdı yok, peçete yok. Kendimiz rulo peçete alıp, dolabımıza koyuyoruz. İhtiyacımızı öyle karşılıyoruz. O kadar para kazanıyorlar, bizden üç kuruşluk tuvalet kağıdını bile esirgiyorlar. Fabrikada akmayan suyun tamiri ne kadar ucuzsa, tuvalet kağıdı almak da milyonların yanında ne kadar küçükse, biz işçilerin canı da işte o kadar değersiz. Bakanlık, fabrikaya denetime gelmemek için daha kaç şikayet istiyor? Çalıştığımız her saniye şikayetlerle dolu bizim.”
‘İçme suyumuzu bile evden taşıyoruz’
Fabrikadaki içme suyunun temiz olmadığını belirten başka bir kadın işçi ise içme sularını dışarıdan getirdiklerini söyledi: “Sebillerden akan su bulanık ve temiz değil. O yüzden hepimiz içme suyumuzu kendimiz getiriyoruz. Her gün uğraşmamak için de çoğumuz 5 kiloluk bidonlar elimizde evden servise, servisten de fabrikada çalışma alanımıza kadar taşıyoruz. Yazın sıcağında çalışırken içtiğimiz suyun faturasını bile bize kesiyorlar. Sanki çöldeyiz. Peçeteni evden getir, suyunu evden getir, su akmazsa hastalanmak an meselesi. E, zaten aldığımız üç kuruş. Hem cebimizle hem de canımızla oynuyorlar bizim.”
‘İnsanca çalışma koşulları için örgütlü mücadeleye’
Emek Partisi Tuzla İlçe Örgütü işçileri insanca çalışma koşulları için örgütlü mücadele etmeye çağırdı. Geçtiğimiz sene fabrikada sular kesildiğinde bir işçinin “Patronun evinde sular kesilse 4 gün susuz bekleyecek mi? Bu kölece koşulları artık kabul etmeyelim. Çocuğumuzun rızkında, kendi sağlığımızda ve insanlık onurumuzda gözü olanlara karşı sesimizi hep birlikte duyuralım” çağrısı yaptığı hatırlatılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Şimdi biz de Emek Partisi olarak Konveyör’de çalışan işçi arkadaşlarımıza bir kez daha sesleniyoruz. Konveyör patronunun kârı da ortada, sizlerin çalışma ve yaşam koşulları da. Konveyör patronunun geliri bir yılda 5 milyardan 7 milyarlara yükselmiş. Sizlerin ücreti ise eriye eriye bugün açlık sınırının altında. Konveyör patronu kazandıkça, siz Konveyör işçilerine çalışırken temiz bir su içmek, ellerini yıkadığında kurulayacağı bir peçete bile çok görülüyorken, sağlıklı ve hijyenik çalışma koşulları için birlik olmaktan başka bir kurtuluşunuz yok. O yüzden çağrımız insanca bir yaşam çağrısıdır. O yüzden çağrımız insanca bir yaşam için örgütlü mücadele etme çağrısıdır.”