Ana içeriğe geç

Ekonomik verileri görmedi, cezaları artırmak istedi

Suça sürüklenen çocukların yoksullaşmayla ilişkisini çözmeyen iktidar verilecek cezaları artırmayı seçti. AKP vekilleri tarafından Meclise sunulan yasa teklifine göre; çocuklar müebbet cezası alabilecek ve kapalı cezaevinde kalabilecek.

Ekonomik verileri görmedi, cezaları artırmak istedi
Evrensel
16

AKP, suça sürüklenen çocuklara dair hazırladığı kanun teklifini Meclise sundu. 18 maddelik teklife göre, silah bulundurmadan çocuk cezalarına, aile sorumluluğundan infaz kurallarına kadar birçok alanda değişiklik yapılması istendi. İktidar bir kez daha suça sürüklenen çocukların sosyoekonomik düzeyini geliştirmek yerine verilen cezaları artırmayı tercih etti. Teklif yasalaşırsa; 15-18 yaşındaki çocuklara belirli suçlarda müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilecek; hapis cezalarının infazına çocuk eğitim evleri yerine kapalı ceza infaz kurumlarında başlanacak.

Suça sürüklenen çocuklar, aile sorumlulukları, silah güvenliği ve infaz uygulamalarını kapsayan 18 maddelik kanun teklifi AKP tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Teklif; ruhsatsız silahların muhafaza edilmesinden, ebeveynlere yönelik yaptırımların artırılmasına, 15-18 yaş arasındaki çocuklara müebbet hapis cezası verilmesine kadar bir dizi düzenleme içeriyor.

Sosyal ve ekonomik durum kabul edildi ama…

Teklifin genel gerekçesinde çocukların suça sürüklenmesinin dünyanın pek çok ülkesinde çok boyutlu bir sorun olduğu vurgulanırken “Dünya genelinde çocuk suçluluğuna ilişkin eğilimler; suçun niteliğinin değiştiğini, suça karışma yaşının giderek düştüğünü ve çocukların çoğu zaman bireysel faktörlerin yanında sosyal, ekonomik ve çevresel risklerin etkisiyle bu sürecin içine çekildiğini göstermektedir. Özellikle son dönemde çocuklar tarafından gerçekleştirilen ağır şiddet olayları, bıçaklı ve silahlı saldırılar, akran zorbalığının suç boyutuna ulaşan örnekleri ile ölüm ve ağır yaralanma ile sonuçlanan vakalar, meselenin vahametini daha da arttırmaktadır” denildi.

Yine gerekçede suça sürüklenen çocuklarla ilgili konuların “Ceza hukukunda yapılacak sınırlı değişikliklerle çözülebilecek dar kapsamlı bir alan” olmadığı belirtildi. Özellikle çocuğun suçla temas ettiği noktaya gelinceye kadar aile, okul, sosyal çevre, dijital ortamlar, ekonomik koşullar, koruyucu sosyal hizmet mekanizmaları ve kamu kurumlarının müdahale kapasitesi gibi çok sayıda unsurun sürece etki ettiğine vurgu yapıldı.

Gerekçede sosyal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu aktarılsa da devamında çocuk adalet sistemindeki mevcut bazı uygulamaların “Bir cezasızlık algısının oluşmasına” neden olduğu savunuldu. Ancak iktidar yetkilileri suça sürüklenen çocukların sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmek yerine cezaları artırmayı seçti. Kanun teklifiyle hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılmasına yönelik düzenleme yapılması istendi.

Usta’ya göre ‘reform’

AKP Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta, teklifi “reform” olarak tanımlarken “Teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını” iddia etti. TBMM Genel Kurulunun tatile girmeden bu ayın sonuna kadar çalışmasının planlandığını belirten Usta, Meclis tatile girmeden teklifin görüşülerek yasalaşmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.

Çocuklar doğrudan kapalı cezaevine gönderilecek

Yasada yer alan 12-15 yaş arası çocuklara en fazla 12 yıldan 15 yıla kadar verilebilecek cezalar 13 yıldan 18 yıla kadar çıkarılabiliyor. Üstelik bugün “Verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz” ifadesi 9 yıla çıkarılıyor.

15-18 yaş arasında verilebilecek 18 yıldan 24 yıla kadar olan cezalar ise 19 yıldan 24 yıla çıkarılıyor ve 19 yıldan 27 yıla çıkarılıyor ve “Verilecek hapis cezası 15 yıldan fazla olamaz” deniliyor.

“Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz” ifadesindeki yaş sınırı 15’e çekiliyor.

Bugün çocuklar için cezaevinde geçen 1 gün, 2 gün sayılıyor (yani cezaları yarı yarıya iniyor). Bu, çok ağır suçlar için kaldırılıyor.

‘Suça sürüklenen çocuk’ yerine ‘adli süreçteki çocuk’ denilecek

Kanunlarda geçen “suça sürüklenen çocuk” ifadesi, soruşturma aşamasında çocuk hakkında ön yargı oluşturmaması gerekçesiyle “adli süreçteki çocuk” olarak değiştiriliyor.

Daha önce çocuk hükümlüler cezalarına doğrudan çocuk eğitim evlerinde (açık ve eğitim odaklı kurumlar) başlıyordu. Yeni düzenlemeye göre çocuklar cezalarına önce kapalı ceza infaz kurumlarında başlayacak. İyi hal gösterirlerse daha sonra eğitim evlerine gönderilebilecekler. Kapalı cezaevinde, ağır suçtan hüküm giyen çocuklarla hafif suçtan hüküm giyen çocuklar bir arada tutulmayacak.

Çocuğunun bakımını, eğitimini veya destek ihtiyacını karşılamayan ebeveyne verilen hapis cezası 1 yıldan 2 yıla çıkıyor.

10 yılda 17.47 arttı

Türkiye’de her dört kişiden birinin çocuk olduğu 21.8 milyonluk genç nüfus yapısında, “suça sürüklenen çocuk” (SSÇ) istatistikleri dikkat çekici. Adalet Bakanlığı ve TÜİK verilerinden yapılan derlemeye göre, 2024 yılında 188 bin 926 ile son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşan suça sürüklenen çocuk sayısı, 2025’te sınırlı bir düşüşle 186 bin 256 olarak kaydedildi.

İstatistiklere göre, 2015’ten 2025’e uzanan 10 yıllık dönemde suça sürüklenen çocuk sayısında yüzde 17.47 artış yaşandı. 21 milyonu aşkın çocuğun yaşadığı Türkiye’de, 2025 itibarıyla suça sürüklenen çocukların oranı yaklaşık yüzde 0.88’e karşılık geliyor.

Verilere göre, 2015’te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560 iken, bu sayı 2016’da 146 bin 737, 2017’de 145 bin 210, 2018’de 157 bin 96, 2019’da ise 161 bin 378 olarak kaydedildi.

2025 verilerine göre suça sürüklenen çocukların en sık karıştıkları suçlar arasında kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, yağma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak, dolandırıcılık, çocukların cinsel istismarı ve diğer suçlar yer aldı.

TÜİK’in açıkladığı İstatistiklerle çocuk 2025 verilerine göre, Türkiye’deki 21.3 milyon çocuktan yaklaşık yüzde 36.8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşamakta. Çocukların yüzde 34.4’ü göreli yoksulluk riskinde, yüzde 6.5’i ciddi maddi ve sosyal yoksunluk içinde, yüzde 23’ü ise düşük iş yoğunluğuna sahip hanelerde yaşıyor. Bu göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de çocukların üçte birinden fazlasının en az bir temel yoksunluk alanına maruz kaldığı görülüyor.

‘Sosyo-ekonomik düzey ve istismar arasında ilişki var’

Araştırmalar düşük sosyoekonomik düzeydeki çocukların istismara daha açık olduğu için suça sürüklenme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Düşük gelirli ailelerden gelen çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının ortalama olarak daha yüksek olduğu belirtiliyor. Türkiye’de “Suça sürüklenen çocuklar” (SSÇ) istatistiklerine göre; çocukların önemli bir bölümünün eğitimden erken ayrıldığı, çalışmak zorunda kaldığı, dezavantajlı bölgelerde yaşadığı görülüyor. Bu durum, sosyoekonomik dezavantaj ile suça sürüklenme arasındaki ilişkiye işaret ediyor. 2021 yılında “Suça sürüklenen
çocukların sosyodemografik özellikleri ile suç ilişkisinin incelenmesi” araştırmasına göre ebeveyn eğitim düzeyi, yaşanılan yer, eğitim durumu, sosyodemografik özellikler ile suça sürüklenme arasında ilişki bulundu. Düşük sosyoekonomik koşulların çocukları istismara açık hale geldiği belirtildi. CİSST Hapiste Çocuk Tematik Alan Temsilcisi Avukat Cansu Şekerci gazetemize verdiği röportajda “Adalet istatistiklerine göre 2024’te çocuklar en çok vücut dokunulmazlığına ve mal varlığına karşı suçlar dolayısıyla savcının önüne çıkmış. Bu bizim için bir şey ifade ediyor. Yoksulluk ve şiddet, çocuk suçluluğuyla mücadele bakımından büyük önem taşıyor. Uygulamada hapishane koşulları ve çocukların yeniden suçla ilişkilenmesi, hapsetmenin mağdur-fail-toplum üçgenindeki onarıcı adaleti tesis etmediğini gösteriyor” demişti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler