Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında tırmanan son karşılıklı misilleme saldırıları, küresel enerji taşımacılığının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin durma noktasına gelmesine neden oldu. Reuters'ın 13 Temmuz 2026 Pazartesi sabahı aktardığı bilgilere göre, bölgede artan güvenlik endişeleri ve gemilere yönelik süregelen saldırılar, denizcilik şirketlerinin geçiş operasyonlarını radikal bir şekilde azaltmasına yol açtı. Bölgede tam bir ihtiyat ve yüksek beklenti hali hakim olurken, boğazdaki trafik hacminde çok keskin bir düşüş kaydedildi.
TAKİP VERİLERİ TARİHİ DÜŞÜŞÜ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR
Gemi takip alanında uzmanlaşmış Kpler şirketinin paylaştığı veriler, yaşanan krizin küresel tedarik zincirleri üzerindeki ciddiyetini ortaya koydu. Açıklanan verilere göre, geçtiğimiz pazar günü Hürmüz Boğazı'ndan sadece 6 geminin geçiş yaptığı gözlemlendi. Boğazdan çıkış yapan az sayıdaki gemi arasında, 2 milyon varil İran petrolü taşıyan "Humanity" adlı süpertanker ile yaklaşık 500 bin varil Kuveyt petrol ürünü taşıyan "Capitan Andreas" tankeri yer aldı. Aynı süre zarfında, yükleme yapmak amacıyla Basra Körfezi'ne giriş yapan boş tanker sayısı ise yalnızca 3'te kaldı.
TANKERLER ROTALARINI GİZLİYOR VE GAZ SEVKİYATLARI DURUYOR
Bölgede doğrudan hedef alınma tehdidine karşı bir önlem olarak, faaliyetlerini sürdüren petrol tankerlerinin büyük bir bölümü boğazdan geçiş yaptıkları sırada Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) transponderlarını kasıtlı olarak kapatmaya başladı. Çatışan tarafların takibinden kaçınmayı amaçlayan bu gizemli seyrin yanı sıra küresel enerji akışındaki aksamaların en somut göstergesi hafta sonu yaşandı. Takip verilerine göre, hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı'na hiçbir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankeri giriş yapmadı. Bölgede kaydedilen nadir hareketliliklerden biri ise Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi'ne (ADNOC) ait bir petrol tankerinin 9-10 Temmuz tarihleri arasında boğazdan ayrılarak Hindistan'ın Dahej limanına doğru yol alması oldu. Boğaz trafiğindeki bu tarihi gerileme, küresel enerji fiyatları üzerinde muazzam bir baskı oluştururken büyük ekonomilerin bağımlı olduğu hayati kaynak akışını da doğrudan tehdit ediyor.