Uygur Hareketi Campaign for Uyghurs (CFU), Yarkent’in Elishku beldesinde 28 Temmuz 2014’te yaşanan olayların 12’nci yıl dönümünde uluslararası topluma çağrıda bulundu. Kuruluş, Çin güvenlik güçlerinin barışçıl Uygur göstericilere orantısız ve ölümcül güç kullandığını savunarak olaylarda yaşamını yitirenleri andı. Açıklamada, aradan geçen 12 yıla rağmen öldürülen ve kaybolan kişilerin sayısı ile kimliklerinin tam olarak bilinmediği belirtildi.
“GERÇEKLER HÂLÂ GİZLENİYOR”
Uygur Hareketi, olayların ardından bölgedeki iletişimin kesildiğini, gazeteciler ile bağımsız gözlemcilerin bölgeye erişiminin engellendiğini ve ailelerin yakınlarının akıbeti hakkında bilgilendirilmediğini öne sürdü.

Kuruluşun açıklamasında, görgü tanıklarının anlatımlarına dayanılarak güvenlik güçlerinin Kur’an okudukları ve dinî ibadetlerini yerine getirdikleri gerekçesiyle bazı Uygur kadınlara ateş açtığı iddia edildi. Şiddetin daha sonra çevredeki köylere yayıldığı; toplu gözaltı, darp ve öldürmeler yaşandığı savunuldu.
Yarkent’te yaşananların kapsamına ilişkin farklı anlatımlar bulunuyor. Çin yönetimi olayı önceden planlanmış bir “terör saldırısı” olarak tanımlamış ve 37 sivil ile 59 saldırgan olmak üzere 96 kişinin öldüğünü açıklamıştı. Uygur kuruluşları ise ölü ve kayıp sayısının resmî rakamların çok üzerinde olduğunu savunuyor. Bölgeye bağımsız erişimin ciddi biçimde sınırlandırılması, iddiaların tüm yönleriyle doğrulanmasını zorlaştırdı.
“BARIŞÇIL DİNÎ UYGULAMALAR GÜVENLİK TEHDİDİ OLARAK GÖSTERİLDİ”
Uygur Hareketi, Yarkent’teki olayların münferit olmadığını, Uygurlara yönelik daha geniş kapsamlı baskı politikalarının bir parçası olduğunu ileri sürdü.
Açıklamada Çin yönetiminin barışçıl dinî uygulamaları ve Uygur kimliğinin ifade edilmesini “aşırılıkçılık” veya güvenlik tehdidi olarak nitelendirdiği savunularak, sonraki yıllarda kitlesel gözetim, keyfî gözaltılar, zorunlu çalışma ve kültürel-dinî hayatın sınırlandırılması gibi yöntemlerin yaygınlaştırıldığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de 2022 tarihli değerlendirmesinde, Uygurlar ve diğer ağırlıklı olarak Müslüman topluluklara yönelik keyfî ve ayrımcı gözaltılar ile temel haklara getirilen ağır sınırlamaların “insanlığa karşı suçlar” teşkil edebileceğini bildirmişti.
Çin yönetimi ise “soykırım”, zorla çalıştırma ve dinî baskı iddialarını reddediyor. Pekin, Sincan’daki uygulamaların terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılıkla mücadele amacı taşıdığını, bölgede etnik grupların haklarının korunduğunu savunuyor.
RUSHAN ABBAS: AYNI SİSTEM BUGÜN DE AİLELERİ YOK EDİYOR
Uygur Hareketi İcra Direktörü Rushan Abbas, Yarkent’te yaşananların Çin yönetiminin Uygurları sürekli bir tehdit olarak gösteren politikasının sonucu olduğunu söyledi.
Abbas açıklamasında şunları kaydetti:
“Yarkent Katliamı, Çin hükümetinin Uygurları temel haklara layık insanlar olarak değil, sürekli bir tehdit olarak göstermek için aşağılayıcı söylemleri nasıl kullandığının acı bir hatırlatıcısıdır.”
Uygurların “suçlu” ve “aşırılıkçı” olarak etiketlenmesinin şiddet ile toplu cezalandırmanın meşrulaştırılmasında kullanıldığını savunan Abbas, “Yarkent’teki vahşeti mümkün kılan aynı sistem bugün de aileleri yok etmeye devam ediyor” dedi.
Abbas, kız kardeşi emekli doktor Gulshan Abbas’ın da kendisinin ABD’de yürüttüğü savunuculuk faaliyetleri nedeniyle 2018’den bu yana cezaevinde tutulduğunu belirtti.
ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonunun kayıtlarına göre Gulshan Abbas, Eylül 2018’de gözaltına alındı, 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve henüz serbest bırakılmadı. Komisyon, gözaltının Rushan Abbas’ın Çin politikalarına yönelik eleştirilerine misilleme niteliği taşıyabileceğini belirtiyor.
ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI
Uygur Hareketi, uluslararası toplumdan Yarkent olaylarının bağımsız biçimde soruşturulması için girişimde bulunmasını istedi.
Kuruluşun çağrısında şu talepler öne çıktı:
Öldürülen ve kaybolan kişilerin kimlikleri ile akıbetlerinin açıklanması,
Olayların bağımsız uluslararası bir mekanizma tarafından araştırılması,
Sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanması,
Uygurlara yönelik zorunlu çalışma, keyfî gözaltı ve sınır ötesi baskının önlenmesi,
Mağdurlar ve aileleri için adalet ve telafi mekanizmalarının kurulması.
Dünya Uygur Kurultayı da 12’nci yıl dolayısıyla yaptığı açıklamada Yarkent’te yaşananların bağımsız biçimde araştırılması çağrısında bulunarak Almanya’daki Çin Konsolosluğu önünde anma gösterisi düzenleyeceğini duyurdu.
Uygur Hareketi, açıklamasını “Yarkent kurbanlarını, Çin Komünist Partisi sistemi altında acı çeken bütün Uygurlar için adalet talep ederek anıyoruz” sözleriyle tamamladı.